40 Yaş Projesi 3: İlk ayın sonu

Yıl başında başladığım 40 yaş projesi tüm hızıyla devam ediyor. Bir ay sonunda mucize yaratamadım ama en azından bazı alışkanlıklarımı değiştirmeyi başardım. Hepsi olmasa da sırası ile diğerleri ile de ilgili aşama sağlayacağıma duyduğum inancım tam.

Bakalım listemde neler vardı ve ben ne kadar gelişme sağlayabildim.

1- Ruhuma iyi gelenler

  • Mart sonuna kadar her ay  iki kitap okunacak.-OKUDUM Ocak ayım Andre Gide okuyarak geçti. Tohum Ölmezse ve Pastoral Senfoni‘yi bitirdim. Pastoral Senfoni’yi okurken Beethoven‘in aynı isimli senfonisini de dinlemeyi ihmal etmedim. 
  • Ayda iki tiyatro veya bale veya opera veya konsere gidilecek.- GİTTİM– Bu ay 3 tiyatro oyunu izledim. Adolf, Parkta Güzel Bir Gün ve Yaşamaya Dair
  • Her hafta bir iyi film izlenecek- İZLEDİM En iyi tutturduğum kriter bu oldu sanırım. Her hafta bir değil birden fazla film izlemeyi başardım. Jadoo, The Lunchbox, Source Code, 11.14, Whiplash, The Theory of Everything, The Book Thief, The Boy in the Striped Pajamas, Dedemin İnsanları
  • Mart sonuna kadar bir seyahat planlanacak.- PLANLADIM– Martta Kapadokya’ya gidiyoruz.  O vakte kadar haftasonu için de minik bir tatil aklımdan geçmiyor değil.
  • Haftasonlarına iş bırakılmayacak.- KISMEN BIRAKMADIM– Bunu ağırlıklı olarak becermeye çalıştım. En azından çalıştığım zamanları pazar gününün belli zamanları ile kısıtlı tutup, bütün haftasonuna yaymadım.
  • Haftada minimum bir blog yazısı yazılacak.- YAZDIM Yine de daha iyisini becerebilirim gibi geliyor. Öyle ki aslında anlatmak istediğim daha çok şey var ama bir türlü oturup, kafamda organize olup, elimi klavyede gezdirmeye başlayamıyorum. Bu hedefi haftada ikiye çıkartmak istemiyorum ama sadece tek yazı ile de yetinmek istemiyorum. Bakalım Şubat ayında nasıl olacak herşey.

dream and purpose

2-Sağlığıma iyi gelenler

  • Mart sonuna kadar haftada iki gün yürüyüş yapılacak.- YAPAMADIM– Bu ay spor salonuna sadece bir kere gittim! Feci şekilde çuvalladım. Bahanelerimi buraya sıralamayacağım. Bu yüzden epeyce mahcup hissediyorum.
  • Mutfak alışverişlerinde zararlı reyonlardan uzak durulacak.- DURDUM–  eve abuk subuk hiçbirşey almadım.
  • Alkol tüketilecekse eğer iki kadeh şarap sınırı aşılmayacak.- AŞTIM– Kimi kutlamalar, eğlenceler derken haftasonları yine parti işinin suyunu çıkardık. Burada da mahcubum.
  • Televizyonda yemek kanalları izlemekten kaçınılacak.- KAÇINDIM– Artık nerede ise hiç yemek programı izlemiyorum, böylece ardından da mutfağa girip abuk subuk şeyler yapmıyorum.
  • Uyku düzeni yeniden oluşturulmaya çalışılacak gece 12’den sonra yatmaktan kaçınılacak.- ERKEN YATAMADIM– Bu kriteri de karşılayamadım. Ancak bir nevi gelişme var. Artık sabah saat 3-4lere kadar oturmuyorum.  1-1.30 gibi yatabiliyorum. Çalışıyorum üzerinde olacak biliyorum.

lose-weight-bike-vegetables3-Cüzdanıma iyi gelenler

  • Sabahları işe giderken taksiye binme huyundan vazgeçilecek.- BİNMEDİM
  • Mart sonuna kadar alışveriş yasağı uygulanacak. YASAĞI DELDİM–  İtiraf edeyim bir günde tam 5 parça alışveriş yaptım. Şubat ayında bunu da yapmamayı hedefliyorum.
  • Her ay bütçenin sabit bir kısmı bir kenara ayırılacak ve o meblağ yok sayılarak harcamalar buna göre düzenlenecek- YAPTIM– Bu ay kenara para koyabildim. Bireysel emekliliğe ayırdıuğım payı da yükselttim.
  • Mart sonuna kadar eve dışarıdan yemek söylenmeyecek.- SÖYLEMEDİM– Bir kere havalimanına yetişmem gerektiği ve evde yemek yapacak vaktim olmadığı için dışarıdan yemek söyledim. Onun dışında yemeksepetine hiç uğramadım.

quote-economy-does-not-lie-in-sparing-money-but-in-spending-it-wisely-thomas-henry-huxley-90473

Bu listelere baktığımda görüyorum sağlık konusunda yine sınıfta kalmışım. Hedeflerin sadece 2/5’ini tutturmuşum ki çok yetersiz. En azından 3/5 yapmak  Şubat ayı için en büyük hedefim. Diğer konularda fena olmadığıma karar verdim. Alışveriş için bu defa kendimi tutacağıma inanıyorum. Eve iş getirme konusunu engelleyemesem de sınırlayarak gitmek yapabileceğim en güzel şeylerden biri sanırım.

Hepimiz için  güzel bir Şubat ayı olsun, rüyalarınızın gerçeğe dönüştüğü günler dilerim…

Reklamlar

40 Yaş Projesi 1: Aksiyon Planı

Yeni yıl yaklaşırken gazetelerin, televizyonların, internet üzerinden yayın yapan medya kanallarının baş gündem maddesi olan “Yeni Yıl Kararları” çoktan unutuldu bile.  Bu yıl gözüme çarpan haberler arasında en popüler yeni yıl kararları da vardı. Sizin de tahmin edebileceğiniz üzere büyük bir çoğunluğumuz yeni yıda kilo vermek, sigarayı bırakmak, ailemizle daha fazla zaman geçirmek, kimi zaman iş değiştirmek, daha çok para kazanmak ya da para biriktirmek istiyoruz. Her yıl aynı dilekleri dilemekten de vazgeçmiyoruz.

NewYearsResolutionsAncak Ocak ayının normal ritmine kendimizi kaptırdığımız anda tüm bu dilekler ve iyi niyetler uçup gidiveriyor. Alışkanlıklarımız yakamızı bırakmıyor ve bilinçaltımız bizi yine kendi konfor alanımıza ve yaparken zorlanmadığımız, alıştığımız, alıştıkça sevdiğimiz ve sevdikçe daha da alıştığımız eski yaşam biçimine doğru itiyor.

comfort zonesİşte bence bu yüzden bir plan yapmalı ve bu plana göre nasıl bir gelişme sağladığımızı kaydetmeliyiz. Hatta belki kendimize planımızda neler olduğunu hatırlatacak mekanizmalar kurmalıyız. Ben telefonumun alarmını özellikle yemek saatlerini, spor zamanlarını ve okuma saatlerini bana hatırlatması için kullanmak istiyorum. En azından bu yeni düzene alışana kadar!  Bu yöntem çok gestapo usulü görünebilir ama denemekten ne çıkar ki? Yoksa ben de hayatımı yat borusu ile yatılan kalk borusu ile kalkılan bir hale çevirmek istemiyorum.

new year resolutions40 Yaş projesini ilan ettiğim 1 Ocak günün ardından oturup bu yıl odaklanmak istediğim 3 konu ile ilgili olarak kısa birer aksiyon listesi hazırladım. Bu ilk aksiyon listesi 31 Mart tarihine kadar geçerli olacak ve buradan en azından aylık ama tercihen haftalık güncellemeler yayınlayacağım. Liste çok uzun bir liste değil ama en azından belli bir rutini hayatıma taşımayı amaçlıyor.

Aksiyonları planlarken hayatımı bir zorunluluklar çemberine dönüştürmek değil hedefim. Bunların bir kısmı zaten yaptığım ve yapmaktan çok zevk aldığım şeyler, diğer kısmı ise bazı konularda daha dikkatli olmamı sağlayacak önlemler.  Özetle derdim hayatımı cehenneme çevirmek değil, sadece kaybettiğim disiplin ve sürdürülebilirliği yeniden yakalamamı sağlayacak ilkeler. İşte ilk 3 aylık hedeflerim:

1- Ruhuma iyi gelenler

  • Mart sonuna kadar her ay  iki kitap okunacak.
  • Ayda iki tiyatro veya bale veya opera veya konsere gidilecek.
  • Her hafta bir iyi film izlenecek
  • Mart sonuna kadar bir seyahat planlanacak.
  • Haftasonlarına iş bırakılmayacak.
  • Haftada minimum bir blog yazısı yazılacak.

2-Sağlığıma iyi gelenler

  • Mart sonuna kadar haftada iki gün yürüyüş yapılacak.
  • Mutfak alışverişlerinde zararlı reyonlardan uzak durulacak.
  • Alkol tüketilecekse eğer iki kadeh şarap sınırı aşılmayacak.
  • Televizyonda yemek kanalları izlemekten kaçınılacak.
  • Uyku düzeni yeniden oluşturulmaya çalışılacak gece 12’den sonra yatmaktan kaçınılacak.

3-Cüzdanıma iyi gelenler

  • Sabahları işe giderken taksiye binme huyundan vazgeçilecek.
  • Mart sonuna kadar alışveriş yasağı uygulanacak.
  • Her ay bütçenin sabit bir kısmı bir kenara ayırılacak ve o meblağ yok sayılarak harcamalar buna göre düzenlenecek.
  • Mart sonuna kadar eve dışarıdan yemek söylenmeyecek.

New Life

Biliyorum ki bazı konularda ilerleme sağlamam hiç de kolay olmayacak. Mesela gece 12’den önce yatmak benim için bir devrim niteliğinde. Bununla bağlantılı olarak gece geç yattığım için sabah yarım saat daha fazla uyumak için geç kalkıp taksiye binme huyundan vazgeçmek de zor olacak.  Birinci haftanın sonunda bu listenin ne kadarına uyabildiğimi görebilmek için gerçekten sabırsızlanıyorum. Beni izlemeye devam edin.

Yeni yıl kararlarını hayata geçirmek… Rome was not built in a day!

İş dünyasında planlama yapılırken yıllık performans genellikle üçer aylık dönemlere yayılan hedefler üzerinden ölçülür. O yıl yakalamanız gereken hedefe giden yolda hangi aksiyonların sizi hedefinize daha kolay  ulaştırabileceğini saptamanız işin önemli bir kısmını oluşturur. Aksiyonları ve temel hedefinizi sürekli göz önünde tutmak ve sık aralıklarla açıp bakmak hedefe kilitlenmenizi ve ana yoldan sapmamanızı sağlar. Ayrıca kendinize koyduğunuz hedeflerin içinizde hafif bir kalp çarpıntısı yaratması da tercih sebebidir. Bu aslında hem gerçekçi ama aynı zamanda iddialı hedefler koymanızı sağlar. Şimdiye kadar yürütttüğüm bütün projelerde aynı bakış açısı ile planlama yaptım. Her zaman ilk başlangıçtaki bir kaç ay en zorlu olan dönem oldu, daha sonrasında ise arada yine sıkıntılar çıksa da herşey su gibi aktı gitti. Ben hazırlık aşamasında hızlı gitmektense sağlam adımlarla ilerlemeyi tercih edenlerdenim.

96cf4c6149adad0d0d2d84c8cc9fc811

Şimdi bu tecrübeyi kendi hayatıma uygulamak istersem nasıl bir yol izlemeliyim diye düşünüyorum son 10 gündür. Yine üçer aylık hedeflerle ilerlemeye karar verdim. Ayrıca kendimde kaydettiğim gelişmeyi verisel bazda da takip etmeye kadar verdim.  Kulağa çok sıkıcı geldiğini biliyorum ama aslında ilerlemeyi çizelgeler üzerinde görmek eminim ki epeyce eğlenceli de olacak.

2015’te üç konuya odaklanacağım:

1- Ruhuma iyi gelenler

2-Sağlığıma iyi gelenler

3-Cüzdanıma iyi gelenler

Bu üç konu içinde birer aksiyon planı belirleyeceğim. Aksiyonlar aslında dünya için küçük ama benim için büyük adımlar olacak. Yakın zamanda bir dergi için yapılan söyleşide ” İş hayatında şimdiye kadar aldığınız en büyük öğüt nedir? ” diye sorulmuştu bana. O zaman hiç tereddür etmeden “Roma bir günde inşa edilmedi” demiştim. İşte bu soruya verdiğim cevap yapmak istediğim değişikliklerin bir çırpıda olamayacağını zaten gösteriyor. Kalkı ki alışkanlıkları ve davranışları değiştirmek aslında gerçekten çok zor. Çok basit bir durum karşısında verdiğimiz tepkiler ve verdiğimiz kararlar aslında kendi içerisinde bir bütün ve tutarlılık segiliyor. Çoğu zaman itiraf etmesek de aslında alışkanlıklarımızı – iyi ya da kötü- çok seviyoruz. Bazılarının bize zarar verdiğini bile bile yapmaya devam ediyoruz. Bu alışkanlıkları çok da iyi gitmeyen bir aşk ilişkisine benzetebiliriz. Aslında iki taraf da mutlu değil ama nedese bir türlü o adımı atıp da birbirlerinden ayrılamıyorlar. Alışkanlık ve aşk konusunda önemli de bir fark var. Burada ben kendi kendimle baş başayım aslında. Yani bu konuda müzakere etmem gereken kişi sadece benim.  Dolayısı ile kendi Roma’mı inşa etmek için zaman zaman gıdım gıdım ilerleyeceğim.  İlk etapta yaptıklarım görünmeyecek, benim için bir şey ifade etmeyecek. Ancak eğer sabredersem ve gerekli azim ve inançla hedefe kitlenirsem bir kaç ay sonunda attığım o minik minik adımların sonuçlarını almaya başlayacağım.

il_fullxfull.346845728

Tüm bunları buraya yazıyor olmamın ve bunu “40 Yaş Projesi” adı altında yapıyor olmamın en önemli sebebi, kendime bu konuda bir zorunluluk  yaratma isteği. Ne demişler söz uçar, yazı kalır. Bir süre önce farkettim ki en çok kendime verdiğim sözleri tutmuyorum. Başkalarına verdiğim sözleri tutmam her zaman daha kolay. Çünkü bir başka insana verdiğim sözü tutmamanın verdiği manevi ağırlık büyük. Bunu besleyen şeylerden biri de sözünü tutmamaktan duyulan utanma duygusu. İşte tüm bu planlarımı blogda ifşa ediyorum ki bunlar sadece gecenin bir saati aklımdan geçen iyi niyet dilekleri olarak kalmasın ve gerçekten hayata geçirmemi kolaylaştırsın.

“40 Yaş Projesini” uygulamak için bambaşka bir isimle ve adresle yeni bir blog açsa idim kendime verdiğim bu sözleri tutmamam daha kolay olabilirdi. Düşünsenize kimsenin okumadığı bir blog sayfası. Daha bugün gelmiş ilk yazısı ve kimsenin haberi yok. Web’in derinliklerinde ışıltısı az siyah bir nokta. Oysa burası öyle değil. Çok fazla takipçisi olan bir blog değil belki burası ama biliyorum ki takip edenler var. Benim takip ettiklerim de var. Çok olmasa da zaman zaman yorumlar üzerinden haberleştiklerimiz var. İşte onlara karşı da kendimi mahçup hissetmek istemediğim için yazmak istedim bütün bunları.

Uzun zamandır çok fazla kendimle alakalı düşünemediğimden olsa gerek buraya yazdığım kişisel yazıların sayısı epeyce azalmıştı. Genellikle bir günlük gibi, izlenen filmler, okunan kitaplar, seyahat edilen yerlerden bahseden bir blog olmuştu burası. Biraz daha kişisel yazılar yazmaya cesaret etmek de benim hedeflerim arasında bu yıl. İlk kez blog yazmaya başladığımda tek amacım kişisel tarihçemi kayıt altına almaktı. Zamanla internetteki Türkçe kaynakların azlığını fark ettikçe biraz daha bilgi içeren, havadan sudan da yazsam seyahat ettiğim, yemek yediğim yerleri burada paylaşmaya gayret ettim. Bilginin paylaştıkça çoğaldığına duyduğum inanç da bunu sonuna kadar destekledi. Ama bu yıl biraz daha benden yazılar yazmak istiyorum. Hayat ne de olsa sadece tatillerde ve güzel sofralarda geçmiyor. Yazı yazmaya fırsat bulamadığım vakitlerde de yazabilmek önemli aslında. Bezgin bezgin internette saatlerce gezinmek yerine buraya daha fazla vakit ayırabilirim diye düşünüyorum.

Yeni yılın ilk sabahında benim kendime söyleyeceklerim bunlar. “40 Yaş Projesi” ile ilgili olarak yazılar gelmeye devam edecek. ilk etabı 365 gün olan bu projenin ikinci aşaması ise seneye tam  bu gün başlayacak. Ne de olsa 40 yaşından sonra zaten hiç yaş almayacağım! 😉 Herkese keyif dolu, bugün aldığı kararları uygulayabildiği bir sene diliyorum.

Yeni bir sene başladı bile! Bol seyahat ettiğiniz, leziz şeyler tattığınız, yeni şeyler keşfettiğiniz bir yıl olsun :)

Bugünü  Pazartesi gibi hissediyorum. Ama aslında Çarşamba.  Haftasonu hızlı gelecek:)  Yılın son yazısını yazamadım. Fırsat bulamadım. Yılbaşından bir önceki gün Nişantaşına gittiğimizi, her yerin ışıl ışıl olduğunu, sokakların mahşer kalabalığıyla dolup taştığını anlatamadım. Birden bire İstanbulluların Japon turistlerine döndüğünü, eline fotoğraf makinesi alan kitlelerin yeni yıl ışıklandırmalarının fotoğrafını çekmek için organize bir hareket başlattıklarını söyleyemedim size. Gerçekten de Abdi İpekçi, Atiye Sokak ve Teşvikiye Caddesi üçgeninde patlayan flaşlar benim içimdeki fotoğraf çekme arzusunu köreltti. O yüzden tek bir fotoğrafım bile yok. 

Neyse biz kalabalıktan sıyrılıp kendimizi Hardal’a attık. Epeyce menüye baktıktan sonra bir pizza bir de bar tabağı söyledik ortaya. Ben ikisini de zayıf buldum ne yalan söyleyeyim. Pizza soğumuştu, çıtır çıtır değildi. Zaten içeride birbirimize sesimizi duyurmak için bağıra bağıra konuşmaktan başka çaremiz de yoktu. Ama acıkmıştık ve masada ne var ne yok hepsini götürdük. 

hardal atiye sokak

Yeni yıl akşamında evdeydik. Kendimiz yaptık kendimiz yedik ve içtik. Dans ettik, halay bile çektik. . Benim için son yılların en güzel senesi olan 2012’yi bitirdik. Neler yaptım bu sene nelerPek çok güzel konser izledim, yeni müzikler dinledim. Erikah Badu konseri tartışmasız en nefisi idi.  İrlanda’ya, Polonya’ya, İngiltere’ye ve Amerika’ya gittim. Hepsi iş içindi. O yüzden buralara da pek fazla yazamadım. Çok güzel tatiller yapamadım. En güzel tatilim Bozcaada’da geçirdiğimiz 2 günlük haftasonu tatiliydi. Bana 1 hafta gibi geldi. Nisan-Mayıs İstanbul’u keşif zamanıydı. Keşif devam etmekle birlikte daha sonrasında daha programsızlaştı. Biraz daha gelişigüzel oldu. Çok kitap okuyamadım ama arada okuduklarım keyif verdi. En çok sabah kahvaltılarını sevdim. Boğazda olsun istedim. Sonra yavaş yavaş şehrin iç mahallelerine de daldım. Opera’ya, tiyatroya, müzikallere gittim. Hala çok etkileyici bir şey izlemedim ama denemeye devam ediyorum. Oyun önerileriniz varsa beklerim. Bu arada çok çalıştım, yeni bir eve, şehre ve işe alıştım.  Bir kedimiz oldu.  Sokaktan geldi, şimdi evin kraliçesi. Yeni hayatımı sevdim. Bayıldım, bittim. Bu demek değil ki hiç zorlanmadım. Kimi zaman yay gibi gerildim. Canım sıkıldı, tepem attı. Ama çok takmadım. Resmin bütününe bakıp, kendime yüklemedim, yüklenmedim.

life-collage-colorful-pastels-31000

Dün akşam dolabımı açtım, epeydir toplanmamış onlarca kıyafeti ayırdım, yeniden katladım, sınıflandırdım. Bu arada epeydir aradığım bir sürü şeyi buldum.  Etraf toplanınca kafamın içi de aydınlanmış oldu sanki.

giyinme-dolabı

Dolap düzenleme işi bitince  aldım önüme 2013 takvimini. Çıkardım bütün tatilleri. Gördüm ki yıllık izinlerimiz ve haftasonları hariç bu sene 25 gün tatil var. Yeme de yanında yat 🙂 Hiç bir fırsatı kaçırmaksızın tatile doyduğum ve bu defa iş-gücün yanında  gerçekten de zevk için gezip tozabildiğim bir sene olsun istiyorum.

2013-Calendar-Page

Daha önce yazmıştım, bir Berlin, bir de Lübnan gezisi düşünürken bunlara bir – iki yer daha ekledim. Bunlar görece yakın ve gitmesi kolay yerler, eğer önceden planlama işini becerebilirsem seneye daha uzak mesafeleri katetmeye gönüllüyüm. 

Dışarıda yediğimiz yemek kadar evde de yemek yapalım diye düşünür oldum. Bunun bir nedeni pek çok paralar vererek yemek yediğimiz Michelin yıldızlı İstanbul restoranlarındaki aşçılar kadar iyi yemek yapabileceğime kendimi inandırmış olmamdan geçiyor. Yaz zamanı Swisotel Gaja’da dört parmağım kadar ete 95 TL vermiş olmamın da bununla ilgisi olabilir tabi 🙂 Neyse, şimdi eve iyisinden demir döküm bir tava alma zamanı. Bakalım neler çıkacak bu sene bizim mutfaktan. Tabi bu hiç dışarıda yemeyeceğim manasına gelmiyor. Ama evde de yemek yapma olayını daha ciddiye almak istediğimi gösteriyor.

Bence yeni yılın en güzel tarafı sabah kahvaltısı oldu. Gece de  eğlenceliydi ama ben yine de sabah kahvaltısını çok sevdim. Sabah kahvaltısında en sevdiğim şeylerden biri üzerine  domatesli, sarımsaklı sos dökülmüş patates kızartmasıdır  benim. Bunu dışarıda, hemen hiç bir brunch, kahvaltı menüsünde bulamazsınız. Bana çocukluğumu hatırlatır. Cuma akşamları yemek yemek yerine evde edilen akşam kahvaltısını, şıngır şıngır kaşık seslerini, evi saran domates kokusunu. Annem dolaba börek dondurup bırakmış, onu da çıtır çıtır pişiriyoruz fırında. Yanına da yumurta. 

evde kahvaltı

evde kahvaltı

evde kahvaltı

Resimler biraz aceleye gelmiş. Zaten cep telefonuyla çekilmişti.  Yine de çok leziz değil mi? Böyle güzel kahvaltı sofralarıyla geçsin seneniz 🙂 Mutlu yıllar…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑