Değişik bir Pazartesi

Bugün herkes işte, ben evdeyim. Ne güzelmiş Pazartesi kışın ortasında Pazartesi günü işe gitmemek! Ohhh 🙂 Bütün gün bana ait. Gözüm yıllardır ilk defa posta kutusunda gelecek bir zarfın peşinde. Merakla bekliyorum ne zaman gelecek diye. O zarf gelecek sonra ben bir imza atacağım ve sanırım hayatımla ilgili pek çok şey değişecek. Hevesle bekliyorum 🙂

Peki ben beklerken ne mi yapıyorum? Güzel kahvaltılar ediyorum…

Bir sürü kutlama yemeğine katılıyorum…  

Hediyeler alıyorum… Hediyelerle gelen el emeği göz nuru kartlar bile o kadar güzel ki, bakmaya doyamıyorum…

Kediler ve Kitapların en son yayınladığı mutluluk veren filmler listesine göz atıp, bir yandan da kendi listemi oluşturuyorum…

Bir sürü yeni kıyafet diktiriyorum. Evet doğru! almıyorum! İstediğim modeli götürüp diktiriyorum… Model seçerken eski Vogue’lara  ve Mad Man dizisine göz atmayı ihmal etmiyorum 🙂 

İstanbul kitapları topluyorum… 

Hayal kurmaya devam ediyorum…

Kısaca kendimi yeni hayatıma hazırlıyorum….

Bir Doğumgünü, Thai Yemekleri, Müzik, Dans, Eğlence…

Nerede kalmıştık? Sürpriz kısmında mı? Dün işten erken kaçıp, önce alışverişe sonra da Aygün’e yollandık. Aygün çok iyi Thai-Çin yemekleri yapan bir arkadaşımız. Bizi böyle güzel bir günde evine davet edip, nefis yemekler yaptığı için gerçekten de çok teşekkür borçluyuz ona.

Saat 4 gibi Aygün’ün mutfağında buluşup, önce bir şişe şarap açtık, arka fona da Michael Bublé’yi koyduk. Sonrasında, aldığımız sebzeleri, etleri ayıkayıp, ayıklayıp pişmeye hazır hale getirdik.  Malzemeleri yan yana dizdiğimizde o kadar rengarenk  bir görüntü çıktı ki ortaya, daha pişmeden ağzımızın suları aktı. Menüde pilav, balık, körili tavuk ve bir de wok yemeği vardı. Güzel bir salata ve tatlı olarak da doğumgünü pastası bu enfes yemeklere eşlik ediyordu.

Benim favorim körili tavuk. Öncelikle bir tencerede yağı kızdırıyoruz.  Kızan yağın içerisine kişi sayısına göre yeşil köri (green curry paste)  ilave ederek, harlı ateşte bir kaç dakika kavuruyoruz. Daha sonrasında, yeşil körinin üzerine 1,5 kutu hindistan cevizi sütünü boşaltıyoruz ve karıştırmaya devam ediyoruz. 2-3 dakika sonra bu defa kuşbaşı doğranmış tavuk filetolarını tencereye ilave ediyoruz. tavuklar da yine 5-10 dakika bu şekilde piştikten sonra bu defa yine tavuklarla aynı ebatta küp küp doğranmış kabak ve patlıcanları ekleyerek, hindistan cevizi sütünün geri kalanını da ilave ediyor ve  iyice karıştırıp tencerenin kapağını kapatıyoruz ve kendi halinde pişmeye bırakıyoruz.

Wok deseniz daha da kolay, önce wok tavamızın içerisine ince ince doğranmış sarımsakları koyup bir süre kavuruyoruz. daha sonra sarımsakları tavanın içerisinden ayırarak tavuk ve hindileri tavaya aktarıp harlı ateşte üzerine soya sosu ilavesi ile hızlı hızlı kavuruyoruz. Kavrulan tavukları bir kenara ayırarak bu defa sebzeleri pişirmeye başlıyoruz. Sebze seçiminde özgürsünüz, evde ne var ise ya da canınız ne çekti ise kullanabilirsiniz.  Biz brokoli, karnıbahar, havuç, mantar, kırmızı biber kullandık. Sebzeler de hallolduktan sonra önceden hazırlayıp bir kenara bıraktığımız tavukları woka ekliyoruz.

Balıklarımız çupra. Hem de kocaman 600-700 gramlık çupralar. Ortadan boylamasına iyiye böldüğümüz balıkları, una buladıktan sonra kızgın yağda kızartıyoruz.

Ve son olarak salata da işte burada…

Gecenin geriye kalanında  gülen yüzler, güzel insanlar, mutlu anlar, danslar, şarkılar, güzel müzik, sürpriz bir darbuka, kocaman bir pasta vardı. Arkadaşlar, geldiğiniz, bizimle olduğunuz için teşekkürler ve en kötü günümüzün böyle olması dileğiyle hepinize sevgiler. 🙂

Mutluluk

İşte budur…

İllüstrasyon http://pinomino.blogspot.com/’dan alıntıdır.