Her Güne Bir Müzik: Genç Osman

Ne çok zaman oldu ben bu her güne bir müzik yazılarını yazmayalı. Bundan 2 ay kadar önce Adam’ın dinlettiği yeni çıkmış bir albüm. Eskilerin Mavi Sakal diye bildiği. Şimdikilerin Genç Osman diyeceği. Gerçekten de çok güzel iki şarkı paylaşıyorum aşağıda. Henüz video klipleri yok. Ama dinlemeye ve edinmeye çok değer.

Hep Aynı

Affet Gitsin

Lianne La Havas

Bir önceki yazıyı dizilerle devam edeceğiz diye bitirmiştim ama karşıma öyle bir şey çıktı ki sözümü tutamadım. Rastgele izlediğim bir müzik  videosunda duyduğum  ses beni benden aldı desem yeridir. Lianne’nin yumuşacık sesinin kulaklarımda bıraktığı tat gerçekten doyumsuz. Sesi biraz Feist,  biraz Nora Jones  tadında sanki..  Bal gibi ya da çikolatalı sufle gibi.. Yoğun, doygun ve mutluluk verici.

Kendisi ülkemizde henüz pek bilinmiyor. Ekim ayında Later… with Jools Holland‘a çıkana kadar İngiltere’de de pek bilinmiyormuş.  5 Aralık 2011’de BBC tarafından 2012’nin sesi oylaması için aday gösterilmiş. Adele de aynı oylamada 2008 yılının sesi seçildikten sonra dünya çapında üne kavuşmuştu hatırlarsanız.  Lianne oylamadan birinci çıkamamış ama benim gönlümün birincisi oldu bile.

23 Ağustos 1989’da Londra’da doğan Lianne’nin babası Yunan, annesi Jamaika asıllı. Babasından gitar ve klavye çalmayı öğrenen bu yetenekli hatun ilk bestesini 11 yaşında yapmış. Ben bayıldım bu hatuna… Acele tarafından sizinle de paylaşmak istedim 🙂

 

 

Elisa Doolittle-Skinny Genes

Herkese günaydın. Bulutlar, yağmurlar, çakan şimşekler, mevsim normallerinin altında seyreden sıcaklıklar moralimizi bozamıyor. Çünkü bu pazartesi de içimizde güller açarak başlıyor. Baştan peşin peşin söyleyelim bu haftamız nefis geçecek 🙂

Bugünkü konuk sanatçımız Eliza Sophie Caird. Sahnelerde ise My Fair Lady müzikalinin unutulmaz karakteri Eliza Doolittle ile aynı adı kullanıyor. Bence bu takma isim kendisine çok da yakışıyor 🙂

15 Nisan 1988 tarihinde Londra’da doğan Eliza sanatçı bir ailenin sekiz çocuğundan biri!  Babası oyun yazarı ve aynı zamanda Royal Shakespeare Company’de Onursal Direktörü. Bir müzikal oyuncusu olan annesi ise 1994 yılında İngiltere’yi Eurovizyon Şarkı Yarışmasında temsil etmiş.  Daha henüz yolun epeyce başındaki Eliza bence gerçekten de umut vaadediyor. Şarkıları dinleyenlere kesinlikle kendini iyi hissettiriyor.  Bugün için Eliza’dan seçtiğim parça Skinny Genes… Albümün geri kalanını da dinlemeniz temennisiyle sizleri eğlenceli bir kliple başbaşa bırakıyorum…

Imelda May-Mayhem

Gelen sonbahara hiç de aldırmadan hareketli şarkılar dinlemeye devam ediyoruz. Bugün Imelda May günü. Kendisi benim çok sevdiğim İrlandalılardan biri. Imelda Mary Higham adıyla 1974 yılında Dublin’de doğmuş. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmiş. Şimdiye kadar çıkardığı 3 albümü var. İlk albümü No Turning Back’i 2005’te çıkarmış. Bu albüm çok ses getirmemiş. İkinci Albümü Love Tattoo 2008’de piyasaya sürülmüş ve İrlanda’da listelerde 1 numaraya kadar yükselmiş.Üçüncü albümü Mayhem ise İrlanda’da 1 İngiltere’de 7 numaraya yerleşmiş.

Imelda’nın harika bir sesi var. Öyle ki sanki Elvis Presley’in kadın versiyonu diyesim geliyor bazen dinlerken… Aslında bu benzetme çok da sebepsiz değil. Zira yaptığı müzik rock, blues ve country müziğinin birleşimi. 1950’lerde blues ve country müzikten esinlenilerek ortaya çıkan erken rock’n roll dönemine rockabilly deniyormuş. Rockabilly rock ve hillbilly (country) isimlerinden türetilmiş. Kral Elvis de bunun ilk örneklerini veren sanatçılardan biri olmuş.

Şimdilerdeyse bizim Imelda 1950’lerden kalma bu güzel tarzın nefis örneklerini veriyor bizlere.  Tarzı ve kıyafetleri de 1950’leri aratmayacak şekilde tasarlanmış. Yüksek bel etekler, bedene oturan kıvrımları ortaya çıkaran elbiseler…  Biraz daha dedikodu isterseniz gitaristi Darrel Higham ile evli olduğunu ve vejetaryen olduğunu da söyleyebilirim.

Şimdi sizleri son albümüne adını veren Mayhem ile başbaşa bırakıyorum ancak albümü edinip dinlemenizi de mutlaka tavsiye ediyorum. Tainted Love coverı cidden çok hoş 🙂

Caro Emerald- Deleted Scenes from the Cutting Room Floor

Her güne bir müzik diye bir seri yapardım ben bir zamanlar. Amacı beni müzik tembelliğinden kurtarıp her günü farklı seslerle geçirmemi sağlamaktı. Sonra iş, güç, tatil, tembellik bahaneleriyle yazamaz oldum bu müzik yazılarını. Şimdi hazır kış gelmişken bu güzel alışkanlığıma geri dönmek ve o gün ne dinliyorsam elimden geldiği kadar sizinle paylaşmaya devam etmek istiyorum.

Bugün huzurlarınızda Caro Emerald var. Ya da Caroline Esmeralda van der Leeuw mu deseydim? Bu oturaklı ismin sahibi olan güzel sesli kızımız 1981 doğumlu Hollandalı bir caz vokali. Aslında sadece caz demek de hata olabilir zira bana daha çok mamboyu çağrıştırıyor gibi geldi. De Phaaz gibi bir tarzı var desem abartmış olmam sanırım..  Çok enerjik, çok pozitif, hani özellikle böyle karanlık bulutlu, yağmurlu günlerde dinleyince içinizi açacak cinsten şarkılar söylüyor… 2009 yılında ilk önce Back it up isimli bir single çıkarmış, ardından 2010 yılında ise Deleted Scenes from the Cutting Room Floor adlı albümü piyasaya sürülmüş. Dinleyince ben neden daha önce keşfetmedim Caro’yu diyeceksiniz. Zira bu yetenekli kadını bana tanıtan Adam’a ben defalarca teşekkür ettim 🙂  O yüzden şimdi lütfen bilgisayarınızın sesini yükseltin ve dinleyin.

Bir kez Daha Kimbra- Cameo Lover

Daha önceki bir yazımda sizlere Kimbra’dan bahsetmiştim. Bu defa henüz güneşin tam olarak ısıtamadığı iliklerimizi sonuna kadar ritmi ve renkleri ile ısıtacak yeni Kimbra şarkısını paylaşıyorum sizlerle. Buyrun buradan dinleyin Kimbra’dan Cameo Lover…

Fredrika Stahl-Game Over

Yazdığım müzik yazılarına şöyle bir göz gezdiriyorum ve diyorum ki ben kadın, caz vokal seviyorum. Bir de dinlediğim pek çok sanatçının ne güzel ki Türkiye’ye geldiğini ancak maalesef ki İstanbul’da konser vererek uçup gittiğini görüyorum. Bugün yine bir İskandinav caz vokalle karşınızdayım. 25 yaşında, güzel mi güzel, yetenekli mi yetenekli bir İsveçli.  Nisan ayında Babylon’da konseri olacak ancak ben büyük ihtimalle gidemeyeceğim. Gidebileceklere tavsiye ediyor ve bir hoşluk olarak klibi İstanbul’da çekilen Game Over şarkısı ile sizi başbaşa bırakıyorum.