Ofis Dekorasyonunun Sonuna Doğru

Bayram tatili öncesinde ofisteki inşaat da sona erdi. Kapılar, zemin, duvarlar ve perdeler tamam oldu. Şimdi sırada koridor duvarlarına asacak resimleri seçmeye geldi.

Aslında bu resim seçimi konusu zaten işin başından beri başımı epeyce ağrıttı, çünkü gerçekten de herşeye bu kadar özendikten sonra resimlerin de içime tam sinmesini istiyorum. Kafamda bir dolu konsept uçuşuyor. Önce modern tarzda siyah beyaz fotoğraf kullansak diye düşündüm.  Sonra canım siyah beyaz fotoğraf kullanıyorsak ne diye yabancıları kullanayım Ara Gülerin fotoğraflarından bir seçki yapalım dedim. Daha sonra da aklıma Fikret Mualla, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Abidin Dino gibi Cumhuriyet dönemi ressamlarının resimlerinden örnekler bulmak geldi. Tabi ki hepsi röprodüksiyon olacak bu resimlerin.  Neyse ben hala kararsızım. Çünkü kafamda resimleri belli bir kompozisyon dahilinde seçip asılacakları yerleri belirlesem bile hangilerine ulaşabilirim o konuda hiç bilgim yok. Aslında, şu yaratmaya çalıştığım konsepti oluşturmak için bir sanat danışmanıyla çalışmak lazım ama bir koridor için olayı bu derece büyütmeme de gerek yok sanırım. Resimleri fotoğrafları kafamda evirip çeviriyorum. Herşeyde olduğu gibi bu işte de fikirler kafamda yavaş yavaş olgunlaşıyor. Bana sanki Ara Güler iyi durur gibi geliyor ama bakalım sonuçta nasıl bir şey çıkacak. 

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Fikret Mualla

Ara Güler

Ara Güler

Ara Güler

ofis dekorasyonuna devam…

İş yerindeki tadilatın bitmesine az kaldı ve ben uzun bir arayışın arkasından sonunda aradığım resmi buldum.  Aslında sadece resim değil bayıldığım bir ressam buldum: Gültekin Serbest. Renklere bayıldım  ve odamdaki büyük boş duvarda aşağıdaki resimlerden ortadakinin çok yakışacağına eminim.

8

w_gultekin_08[1]

4

Dolmabahçe Sarayı- Yeni Ofis Dekorasyonu

Hani şöyle bir durum vardır, konu gezilecek görülecek yerlere geldiğinde en yakınımızdakileri nasıl olsa istediğim zaman giderim mantığı ile es geçeriz, o yüzden de daha uzaktakiler bizim için daha öncelikli olarak görülmesi gereken yerler arasındadır.  Şimdiye kadar Versailles, Buckingham, Windsor, Hofburg, Schönbrunn’ün yanında adını hatırlayamadığım pek çok kraliyet sarayını görmüş olmama rağmen Dolmabahçe’nin kapısından bir kez bile girmemiş olmam hem bir ayıp hem de yukarıda bahsettiğim nasıl olsa gidip görürüm mantığının sonucu galiba.

16 ve 17. yüzyılda Avrupanın iki büyük devleti: Osmanlı ve Avusturya Macaristan İmparatorlukları. Genel olarak şatafatı pek sevmediğim halde Viyanayı ilk gördüğümde bana verdiği ilk his tam bir imparatorluk şehri olduğuydu. O zamana kadar İstanbul’da sadece Topkapı Sarayı ve eski şehrin kurulu olduğu yarımadayı turistik olarak gezmiş olduğum için Avrupa mimari tarzında yapılmış bir Osmanlı Sarayı da görmemiştim.

İşte tam da bu yüzden, Dolmabahçe sarayı benim için hep Atatürk’ün vefat ettiği yer oldu galiba yıllarca. En son İstanbul’da geçirdiğimiz bir hafta sayesinde Dolmabahçenin aslında hakettiği uzunlukta olmasa da etkilenip gurur duymama yetecek bir tur atma fırsatımız oldu. Sarayın %20’sini ancak görebildim. Sarayın bahçesi ve mavi salona bayıldım. Sarayla ilgili bir başka güzelliği de Ankara’ya döndükten sonra farkettim. Dolmabahçe sarayının gerçekten güzel bir web sitesi var flash kullanılarak yapılmış  ve hatta 2008 yılında ödül bile almış.

Sarayın mavi salonu, Ankara’daki ofisin tadilat ve dekorasyon işlerine hız verirken, modern tarzdan klasiğe doğru evcrilmemi de sağladı sanırım. Ne de olsa bizim gibi işleri yapan insanların en önemli görevi temsil etmek değil mi? Dünyanın her yerinde uzay istasyonu derecesinde cool, modern ofislere rastlamak mümkün değil mi zaten? O zaman çalışma odamı hafiften müzeye dönüştürmenin de bir zararı olmaz sanırım düşüncesiytle şu aşağıda 1/6’sı görünen halıya göz koydum. Almadım ama ayırttım. El dokuma, eskitilmiş görünümlü, kök boya bir Uşak halısı bu. İlk görüşte vuruldum galiba 🙂
benim ofis halım

Şimdi tabi böyle halıyı yere serince üzerine duvarlara ne asacağımızı da düşünmek gerek. Bir kısmını çinilerle süsleyelim diyorum ama bir taraftan da sırf çinikullanırsak odayı camiye çevirebiliriz gibi geliyor. O yüzden geçenlerde aklıma Vincent Van Gogh’un Çiçek Açan Badem Ağacını tablosunu da kullanabiliriz gibi geldi. Çinilerle çok alakalı değil ama mavi tonlarında çok güzel bir resim. Dost kitabevinde  bir kopyasını da buldum resmin ama hala araştırmalarıma devam ediyorum. Eşya, halı, perde önemli ama aslında onların hepsini gösteren şey aksesuar. O yüzden seçimleri iyi yapmak gerek.

image