Ankara’da Lezzet Turlarına Devam

Son zamanlarda keşfettiğim yeni bir mekan olmamakla birlikte  güzel sofralara oturmaya devam ediyoruz.  Haydi başlayalım gezmeye…

İlk durağımız eve sipariş Çin yemeği. Çin yemeğini restoranda yemeği tercih etsem de arada eve söylemek de iyi bir tercih oluyor. Öte yandan dışarıda yeni restoranlar denemeyi severken eve sipariş Çin yemeğinde en büyük tercihim Quick China oluyor. Paket servisi çok iyi çalışan, Quick China yaklaşık yarım saat içerisinde yemeklerimizi gönderiyor.

Moğol işi tavuk Quick China’nın güzel bir başlangıç yemeği, bol baharatlı ve acılı… ayrıca leziz….

Tatlı-ekşi soslu tavuk benim hiç vazgeçemediğim ve büyük ihtimalle de vazgeçemeyeceğim bir lezzet…

Erişte ve pilav arasında ayrım yapmıyorum ancak pilav istediğimizde her zaman sebzeli olanını tercih ediyorum…

Ve ilk kez söylediğimiz acılı mantarlı karides… Çok bayılmadım bu tabağa ancak belki de restoranda yeseydik daha çok sevecektim….

Hepsi bir arada tabakta çok lezzetli görünmüyor mu?

Bunlar da soslarımız…

İkinci durağımız Balıkçıköy.. Aslında son zamanda Ankara’ya açılan çok sayıda balık lokantası var ancak uzun zamandır görüşemediğimiz bir arkadaşımızla yemek için buluşmak söz konusu olunca  bildiğimizden şaşmadık ve soluğu Balıkçıköy’de aldık… O gece çok abartmadık ama yediğimiz herşeyden çok  memnun kalarak evlerimize dağıldık.

Amasra salatası ile başladık.. gerçekten çok lezzetliydi…

Kimi restoranlarda Girit ezmesi olarak bilinen meze Balıkçıköyde Rum ezmesi olarak veriliyor. Bence harika bir tat, peynir, ceviz ve salça baharatlarla birlikte birbirine ancak bu kadar yakışabilir…

Çiğ balığın her türlüsüne bayılırım.. işte benim lakerdam…

Sonra sırasıyla levrek ve yengeç dolmaları…

Ardından nefis bir karides güveç… ama o da ne resmini çekemeden silim süpürmüşüz 🙂

O zaman bu minik lokma ile idare ediyoruz.. yapacak bir şey yok 🙂

ve gecenin bir başka enfes lezzeti… kalamar da en az karides kadar nefisti…

Bu da gecede masamızın baş misafiri,  kalkmış taaa Tekirdağdan gelmiş, ağır ağır sohbetimize ortak oldu kendisi…

Esasen daha yayınlayacak çok yemek fotoğrafı var ancak şimdilik sabrınızı taşırmak istemiyorum… Yaz yaklaşırken yavaş yavaş yediğimize içtiğimize dikkat etmek lazım geleceğinden önümüzdeki aylarda yemek yazılarımızın sayısının azalması çok muhtemel. O nedenle elimdeki diğer fotoğrafları  önümüzdeki günlere saklayarak idareli davranmayı düşünüyorum 🙂  Herkese lezzetli, güneşli bol neşeli ve bahar dolu bir hafta dilerim.

Ankara’da Çin Lokantaları 2: Çin Seddi

Bu haftasonu aslında hedefimiz Ankara’nın tek Pakistan Lokantası olan Masala Café’yi ziyaret etmekti. Ancak Cuma akşamı arayıp rezervasyon yaptırmak istediğimde maalesef bu hafta sonu tadilatta olacaklarını söylediler. Ben de şansıma küsmek yerine çok uzun zamandır önünden geçip bir kez bile içine girmediğim Hoşdere Caddesi üzerinde, Ayrancı tarafından gelirken, tam Recep Usta’ya dönmeden önceki köşeyi kendine mekan edinmiş olan Çin Seddini deneyelim dedim. Klasik Çin tarzındaki dekorasyonu ile Çin Seddi dışarıdan fazla kırmızı görünmekle birlikte içeride aslında insanı rahatsız edecek bir renk cümbüşü yoktu. Aksine bana sorarsanız tam da resmi çekilecek bir restoran konumunda idi.

 

 

Dekorasyonun bütünü kadar detayları da gerçekten çok hoş ve göz yormuyordu.

Usta ile sohbet etmeye çalıştık ancak kendisi Çin’den Türkiye’ye geleli daha 2 ay ancak olmuş. O yüzden tarzancaya benzer bir şekilde anlaşıp resmini yayınlamak için izin istedik.

Yemeklere ve menüye gelecek olursak, Çin mutfağının çeşitli lezzetlerinin yanı sıra sushi çeşitlerini de deneyebiliyorsunuz. Ayrıca son derece hesaplı ekonomik menüleri de mevcut. Bu menüler diğer pek çok Çin Lokantasında olduğu gibi sadece öğle saatlerinde geçerli değil, gün boyu sipariş edilebiliyor.

Örneğin, Chicken Chinese Menü

  • Çorba/Çin Salatası/Karides Cips/ Çin Böreği/Kızarmış Çin Mantısı/Buharda Çin Mantısı,
  • Menüden bir tavuk yemeği,
  • Yine menüden bir pilav ya da erişte yemeği,
  • Soğuk meşrubattan oluşuyor.

Bu menünün fiyatı sadece 15TL. Aynı menüyü Kırmızı et seçeneği ile denemek isterseniz bu defa sadece 20 TL ödüyorsunuz. Menülerdeki yemek miktarı inanılmaz. Aç girip, tıka basa doyarak çıkmak işten değil.

Biz iki tane Chicken Chinese Menü söyleyip, yemekleri çeşitlendirerek sipariş verdik. İşte sonuçlar:

Benim giriş olarak tercihim Çin salatası oldu. Salata her zaman alışık olduğumuz gibi taptaze ve ferahlatıcıydı. Poriyon ise devasaydı.

Adam’ın tercihi buharda Çin mantısı oldu. Yine koca bir porsiyon Çin mantısı geldi önümüze. Hamuru, içindeki etin lezzeti dört dörtlüktü.

Ardından ana yemeklerimiz birbiri ardına masaya dizilmeye başladı. Benim her zamanki favorim tatlı-ekşi soslu tavuk ve yanına sebzeli pilav, Adam’ın tercihi olan Shanghai Tavuk ve karidesli erişte bizi hiç bekletmeden sofradaki yerlerini aldı. İtiraf etmeliyim ben Shanghai Tavuğu daha çok beğendim ancak karidesli eriştenin içerisindeki karidesler parmakla sayılabilecek kadar azdı. Tatlı-ekşi soslu tavuk da geçer not alırdı, sebzeli plav ise tam olması gerektiği gibi idi.

Önceden menülerin boyutunu kestiremediğimiz ve biraz da sofraya çok aç oturduğumuz için söylediğimiz sushi tabağı ise bu kadar yemekten sonra fazla alıcı bulamadı. Ancak doğruyu söylemem gerekirse Bestekar Sokaktaki Çin Lokantasında sushiyi daha iyi yapıyorlar diye düşündüm ben.

Sonuç olarak nefis bir şekilde karnımızı doyurmuş şekilde Çin Seddinden ayrıldık. Eve siparişleri olduğu gibi yemek sepetinden de sipariş vermek çok uygun ve mümkün. Zira buradan verdiğiniz siparişlere %25 indirim de yapılıyor. 20 TL ve üzerindeki siparişlerinize kızarmış ballı ceviz, 30TL ve üzeri siparişlerinize DVD hediye ediyorlar. Eh daha ne duruyorsunuz? Kaçırmayın deneyin derim.

Çin Seddi

Hoşdere Caddesi No. 176/B Çankaya

Tel: 312 442 93 53- 531 455 11 15

Ankara’nın en iyi çin lokantası neresi?

Dün öğle yemeği için Adam’la buluştuğumuzda önce öylesine bir yemek yiyelim diye düşünerek Tunus Caddesinde James Cook’a oturduk. James Cook aslen bir pub olmakla birlikte aslında öğle ve akşam yemekleri için de güzel seçenekler sunan bir menüye sahip. Fakat bugünün konusu Ankara’da en sevdiğim publar değil. Onu uygun bir zaman da daha detaylı yazmak istiyorum esasen. 

James Cook’un dışarıdaki masaların birine tüneyip Adam’ı beklerken bir de light şeftalili Nestea söyledim kendime. Menünün sayfalarını karıştırırken aslında canımın ızgara tavuk, salata, sıcak sandviç, makarna pizza dışında başka bir şey çektiğini farkettim. Canım feci şekilde Çin yemeği hatta mümkünse yanına bir de tadımlık porsiyonda sushi çekiyordu. Gelen görevlinin nestea light kalmamış demesiyle birlikte biz de bunu bahane edip kalkarak Tunus caddesinden yukarıya doğru, Bestekar sokak tarafına yürümeye başladık. Hedef Guangzhou Wuyang’dı.  Yıllarca önünden geçerken mutlaka gözattığım ama uzunca bir süre içeriye gitmeye cesaret edemediğim bu restoranla ilk tanışmam 2004 yılındaki doğumgünümdü. Bana sürpriz yapan arkadaşlarım aylardan Kasım olması sebebiyle içerideki özel bölmelerden birini ayırtmış ve yuvarlak ve üzerinde dönebilen ikinci bir platform bulunan masamız sayesinde neredeyse menüdeki herşeyi deneme fırsatı bulmuştuk. O vakte kadar Ankara’da Quick China’dan başka hiç bir yerde Çin yemeği yememiş olan ben bu restoranı mutlaka gidilmesi gerekenler listeme o gün eklemiştim.

Adını hiç bir zaman telaffuz etmeyi beceremediğim için benim için hep Bestekar Sokakta’ki Çin lokantası olarak kalacak bu yerin ismi Çin’in güneyinde büyük bir şehir olan Guangzhou’dan geliyormuş. Şehrin google göreseller bölümündeki resimlerine de baktım. Guangzhou gökdelenleri ve gece parlayan ışıklarıyla oldukça modern bir şehir havasında.

Ankara’daki Guangzhou Wuyang’a ise şehrin kendisinin aksine sade döşenmiş kendi halinde bir restoran.  Restoranın  bir web sayfası da var ancak  sitede biraz gezinince bana test sayfasına yayına koymuşlar gibi geldi. Sayfanın kesinlikle geliştirilmeye ihtiyacı var gibi görünüyor bence. Yemeklerin, menülerin resimlerini de sayfaya koysalar ne kadar iyi olur diye düşündüm.

Bu kadar açıklayıcı bilgi verdikten sonra gelelim yemeklere. Restoranın öğle yemekleri için 16 ve 18 TL arasında değişen oldukça hesaplı menüleri var. Bu menülerin her birinde bir çeşit et yemeği, sebzeli pilav, çorba ve çin böreği bulunuyor. Porsiyonların büyüklüğüne bakıldığında bir menü ile iki kişinin doyabilmesi de mümkün. Öğle yemeği menüleri dışında insanı sıkıntıya sokacak kadar geniş bir genel menüleri olduğunu da söylemem gerek. Üstelik eskisinden farklı olarak sushiyi de bu menünün bünyesine katmışlar. Üstüne üstlük Kore turşusu kimchi ve Kore yemekleri de menülerinde bulunuyor. Evlere paket servisleri var ayrıca yemeksepeti.com adresinden de sipariş vermek mümkün.

Daha önceki seferlerde hep akşam yemeği için uğradığımız bu restoranda bu defa ben de bir öğle menüsü seçtim.  Tatlı & Ekşi Soslu Dana Eti + Çin Böreği + Acılı Ekşili Çorba + Pilav’dan oluşan menüde acılı ekşili çorbayı salata ile değiştirmelerini rica ettim seve seve kabul ettiler.  Üstüne bir de California Roll söyleyince mutluluktan zıp zıp zıplayacak hale geldim desem hiç abartı olmaz.

Ben çokkkkkk uzun zamandır yediğim bir şeyden bu kadar zevk almamıştım sanırım. Yemek yemek insanı mutlu edermi? Beni eder 🙂 Tatlı ekşi soslu dana etini yerken ve sushileri götürürken çıkardığım sesler ve yüzümdeki ifade dünyanın en mutlu insanının ifadesiydi bence:)

Quick China ve Sushico bozulmasın ama benim kalbim Guangzhou Wuyang’da kaldı.  Özellikle de son defa Sushico’ya gittiğimizde çin mantısı diye önümüze getirdikleri hamur olmuş deve topaklarını düşününce. 

Restoranı biraz daha araştırınca 2009 yılında Konfuçyüs Araştırma Geliştirme Merkezi ile işbirliğinde bir Çin Yemek Kültürü Semineri düzenlediklerini de gördüm. Umarım benzer seminerleri önümüzdeki dönemde de düzenlemeye devam ederler.

Sonuç olarak bir koca alkış gönderiyorum Guangzhou Wuyang’a. Aşçılarının eline sağlık 🙂