Kıtır Üst Kat-Ankara

Kıtır tüm Ankara’lıların mazisinde yer etmiş, şimdiye kadar çekilmiş en popüler Ankara filmi olan “Aşk Tesadüfleri Sever”e ev sahipliği yapmış Ankara mekanlarından biri. Kıtır’ı ne kadar yazsak boş ancak  tam da onun üst katına eski Yakamoz’un yerine açılan Üst Kat’ı yazmak bence hoş… Çok güzel konum, çok güzel yemekler, çok güzel dekorasyon ve hızlı servis desem siz de bu mekanı test etmek istemez miydiniz? Alkollü içecek fiyatları son gelen ÖTV zammını dikkate alınca gayet makul düzeyde.  Porsiyonlar ve aldığımız hizmetin kalitesi ise en azından beni Üst Kat’ın müdavimi yapacak ölçülerde.

Üst Kat’a her oturduğumuzda, ne sipariş verirsem vereyim başka masalara giden tabaklara bakmadan edemiyorum…  Henüz hiç denemediğim Fajitaları inanılmaz kokuyor mesela… Altın soğan’ını ve kalamar tavasını çok övüyorlar.  Onları da henüz denemedim. İlk gittiğimizde Cajun baharatlı tavuk yemiştik Adamla birlikte… Resimleri yok ancak gerçekten nefisti. Özellikle biranın yanında çok güzel gitmişti.

Başka bir gidişimizde şu aşağıda gördüğünüz nefis biftekli quesadillayı hiç acımadan mideye indiriverdim.  Sonuç yine müthişti…  Üstelik resimde  gördüğünüz 18,75’lik şarap seçenekleri bence çok akılcı olmuş. Koca şişeyi içmek istemediğiniz zamanlarda, ne zaman açıldığı, hangi koşullarda saklandığı belli olmayan şişelerden servis edilen kadeh şarap yerine uçak yolculuklarından aşina olduğumuz bu minik şişeler benim çok hoşuma gitti. Hatta neden bunlar süpermarketlerde de satılmıyor acaba diye düşündüm!

Biftekli Quesadilla

Bugün yolumuz Üst Kat’a bir kez daha düştü.  Servis Üst Kat kupaları ile birlikte masalarda bekliyor…

Servis

Yemekle birlikte masaya gelen ekmekler çok taze ve ekmekten çok poğaça kıvamındalar… Öyle ki bir pubda değil de restoranda karşınıza çıkması daha olası cinsten! Hani yani neredeyse zeytinyağına bandıracağım… Nefis…

Ekmek

veeee…. benim tahinli ızgara tavuğum… Bu da müthiş… sadece patatesler yumuşamıştı, çıtır çıtır değildi… Aceleye geldiğini düşünüyorum çünkü daha önceki denemelerimde bu tarz bir şeyle karşılaşmamıştım!

Tahinli Tavuk Izgara

Bu da söylediğimiz diğer  tavuk yemeği…

Ardından benim dondurmalı brownie’m ve yanında cafe latte…

Dondurmalı Brownie

Cafe Latte

Bu en son resmini gördüğünüz cafe latte beni en çok mutlu eden şeylerden biri oldu. Zira Ankara’nın çok daha lüks pek çok kafesi  kahve seçenekleri, sunumları ve lezzetleri açısından sınıfta kalırken ben Üst Kat’ın kahvesini çok lezzetli buldum. 

Peki bir daha gider miyim? Evet giderim, bıkana kadar menünün tamamını deneyip bitirene kadar hem de! 

Nefes Bar- Ankara

Eskiye nazaran dışarıda yemek yeme isteğimin köreldiği bir dönemden geçiyorum. O nedenle uzun bir süredir mekan yazılarına da ara vermiştim. Son 2  haftada Nefes Bar’a 3 kere gidince artık burası ile ilgili bir yazı yazmanın zamanıdır diye düşündüm.

Nefes benim Adam sayesinde keşfettiğim mekanlardan biri oldu.  Zira, bendeki Kızılay fobisi uzun yıllar boyunca buradaki yeme-içme, konser vs. gibi aktivitelerden uzak kalmama neden olmuştu. Geçen yıl ben bu anlamsız korkumu yenip de Kızılay’ın nimetlerinden faydalanmaya başlayınca ne yalan söyleyeyim Ankara’nın farklı ve renkli bir yüzüyle de tanışmış oldum.

Nefes Sakarya’nın salaş mekanlarından biri… Gündüz ve gece sürekli müdavimleri olan, hafta sonları akşam belli bir saatten sonra yer bulmanın nerede ise imkansız olduğu, genelde bir şeyler içmek için tercih edilen ancak bana kalırsa yemekleri de hiç fena olmayan, alternatif isimlerin konserlerini takip edebileceğiniz kendine özgü, samimi bir mekan. En büyük sorunu duman altı olması!!! Eğer bizim gibi erken saatlerde gidip sakin sessiz yemek yemeyi tercih edenlerdenseniz o kadar fazla dumana maruz kalmıyorsunuz ancak geç saate kalırsanız büyük ihtimal boğulma tehlikesi geçirebilirsiniz.  

Henüz burada bir konser dinlemek mümkün olmadı ancak yakın zamanda en azından birini izlemeyi umuyoruz. Mesela 30 Kasım’da bir Birsen Tezer konseri var ki başka bir mani çıkmazsa gitmeye değer diye düşünüyorum. Bu ay bir de dergi çıkarmaya başlamışlar Nefes’le aynı isimli. Duyduğumuza göre içerik bulmakta zorlanıyorlarmış. İlgilenenlerin dikkatine!

Neyse gelelim sadece, dün öğleden sonra üç kafadar oturduğumuz masa gecenin ilerleyen saatlerinde yeni arkadaşların da katılımı ile epeyce şenlendi. Sohbet, muhabbet derken ne kadar çok rakı içmişiz onu da pek anlayamadım, epeyce de çakırkeyif oldum, güzel oldum.

Şimdi gelelim bizim sofraya. Nefes’in sumaklı soğanlı roka salatasına biz bayılıyoruz. Mekanın içerisindeki ocakta pişirdikleri sıcacık lavaş ekmekle o kadar iyi gidiyor ki insan kendinden geçiyor! 

Bu sefer yavaş yavaş demlenmeyi tercih edeceğimiz için söylediğimiz yoğurtlu patlıcan salatası ve beyaz peynir. Ben beyaz peyniri çok beğendim ancak patlıcan salatasının sarımsaklı yoğurdu biraz beklemişti sanki! Yine de güzeldi.

Ben akşam yemeğini salata ile geçiştirmek istediğim için ana yemek söylemedim ama Adam geleneği bozmayarak yine alabalık söyledi. Gerçekten de nefis bir lezzet. Cozurdayan tereyağının sesi ve kokusu bile iştah kabartmak için yeterli, soğan ve patatesin de tadına diyecek yok! 🙂

Özetle sigara dumanına tahammülünüz varsa, Filistin Caddesinde, Park Caddesinde, Tunalı’da, Bahçeli 7’de yemek yemekten bıktı iseniz bir de buraları deneyin derim. Özellikle öğleden sonraları garip, huzurlu bir ortamı var bu Nefes Bar’ın. Tavsiye edilir!

Ankara Yeniler…

5 Haziran’da Ankara Kalesi Festivali başlıyormuş. Bu yıl dördüncüsü yapılacakmış. Umarım uğrayabilme fırsatım olur tabi bu defa fotoğraf makinesine film takmayı unutmadan.

Geçenlerden konuşuyorduk, Ankara’da sürekli gittiğimiz yerlerden sıkıldık diye. If, November Pub, Dib Sahne, James Cook eskisi kadar çekici gelmiyor bize. Birileri duymuş olmalı ki dün göz gezdirdiğim Mag’da Portobello isimli yeni bir pub açıldığını öğrendim. Henüz web sayfası yapım aşamasında ama işte açılış partisinin davetiyesi: Cuma akşamı uğrasak mı acaba????