Don’t take it for granted- Atlas ve diğer şeyler…

Hayatta sahip olduğumuz herşeyi çok normal ve zaten sahip olmamız gereken şeylermiş gibi algılamak en büyük hatamız oluyor bazen. Mesela, seyahat etmek benim için hem iş hem de zevk için son derece elzem. Öyleki her iki türlüsü de çoğu zaman yaşadığımı daha çok hissetmemi sağlıyor. Hızlı hareket etmek, kriz anında hızlı karar verebilmek, önemli gelişmelerden dolayı strateji değişikliğine gitmek, sonrasında yeni alınan kararları aynı kararlılıkla uygulayabilmek ve her zaman daha hızlı davranabilmek çok uzun zamandır hayatımın bir diğer parçası. Bazen büyük projeleri bitirdiğimizde ya da bir süre herşey süt liman gittiğinde bana kaşıntılar bastığı bile oluyor. Sıkılıyorum, damarlarımdaki adrenalin miktarı azaldığında sanki zamanı boşa harcıyormuşum hissine kapılıyorum. Oysaki herşey elimizde değil. Bazen hayat sen durmayı bilmediğinde, frene basmanı sağlıyor.

Agrr1sPN_DJ11D3JSD32bFsfLqms5ZGyqsIk3040V7kX

Yaklaşık Ekim ayından bu yana ayağımda zaman zaman hafifleyip, zaman zaman ağrıyı dinlemediğim günler yine çok büyük yoğunluk içerisinde hareket etmem gereken günlere denk gelmişti.  Vücut aslında ilk önce nazikçe uyarıyor bizi. Eğer dinlemezsek de daha sert önlemlere başvurup, daha çok ses çıkarmaya başlıyor. Velhasılı kelam, en baştan kendisini dinlemediğim, arkasından da 40 gün kadar cidden ne kendisine ne de hastasına saygısı olmayan bir doktor tarafından oyalandığım için, son 1 aydır nerede ise evden hiç çıkmadan, ayağımda rom walker denilen bir botla yaşıyorum. Meğer Posterior Tibial Tendonum yırtıkmış ama benim haberim yokmuş. Posterior Tibial Tendon söylemesi çok uzun sürdüğünden ve bir türlü adını aklımda tutamadığımdan ben kendisine “Atlas” ismini taktım. Zira şu anda bana dünyayı gezdirmesi gereken sevgili tendonum yorulmuş, yıpranmış ve dinlenmek istiyor. Henüz ne zaman ve nasıl iyileşeceği belli değil. Sonunda ameliyat olma ihtimalim var ve bu yaklaşık 2.5 ay daha ev istirahati demek.  Oysa ne çok planlarım vardı: daha çok seyahat etmek , bir doğa yürüyüşü klübüne üye olmak, seramik kursuna başlamak, İstanbul içerisinde hiç görmediğimiz gitmediğimiz semtleri keşfe çıkmak, bir stüdyoya gidip bağıra çağıra şarkı söyleyip, kaydetmek… Evet evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor. Yine de bence bu tip işlerde en önemlisi pozitif kalabilmek ve en kötü senaryoya hazır olurken en iyi senaryoyu oynamak.

3a14c247-dd25-4d51-8017-c6bf4c93f3c9

Sosyal hayatımın askıya alındığı bu dönemde, evden çalışmak müthiş bir iş konsantrasyon sağlarken, aynı sandalyede 10 saate yakın kalkmadan oturduğumu ve yemek yemeyi bile unuttuğumu görünce düşünmeye başladım ne yapıyorum acaba ben ruhumu ve bedenenimi dinlemek için diye. Farkettim ki nerede ise hiçbir şey…  Evet konserler, tiyatrolar, partiler gırla gidiyor uzunca bir süredir hayatımızda ama durup da kendimi dinlediğim anlar gerçekten çok az… Bedeni dinlemek daha kolayken, hisleri dinlemek, geçiştirmeden anlamaya çalışmak gerçekten de çok zor, en azından benim için.

Ben yine kolay olandan başladım, aslında belki de acil olarak dinlemem gerekenden. Atlas bana bir uyarı veriyor. Diyor ki beslenme düzenini değiştirmelisin. Fazla kilolarından kurtulmalısın. Ne yapmam gerek diye düşünürken, daha önce iki kez diyetisyene gitmiş ancak çabucak kendilerinden sıkılarak yarı yolda vazgeçmiştim zaten. Bu defa  kendimi kontrol edemem mi diye sordum kendime. En azından deneyip görecektim. Peki ne yapacaktım. Hayatımdan şeker ve unu çıkararak mı başlamalıydım acaba? Yıllardır kahveyi şekersiz içen biriydim ama bir türlü çaya attığım tek şekerden vazgeçemiyordum. Önce çaya attığım şekeri, coca colayı, bilimum pasta, kek, abur cuburu, ekmeğin her türlüsünü, pilavı, makarnayı. Onu da ömür boyu bırakacağımı sanmıyorum. Hayatımda bu aralar bol sebze, bol protein, ceviz, badem , fındık var. Kendilerini bayılarak tüketiyorum ve gerçekten kendimi daha dinç hissediyorum.

64148989-e1c2-4ffe-9d83-8256fdbea016

16573f71-bf4f-4829-acba-3f5c4e35a63c (1)

bd5c1257-3b20-4a12-8454-21f0420ccb28 (1)

5ec5da6c-0bdc-4479-a42b-1fee4935f5c4 (1)

b2c4d193-eb30-49d2-b9db-f683c3b29f12Bu arada Pinteresti yeni tarifler bulmak için kullanmaya başladım. İlk kez karnabahar pilavı yaptım, hem de safranlı. Nefis oldu. Evde kıymalı kapuska, ıspanak, karnabahar gibi yemekler sıklıkla yenir oldu.  Bunları yaparken şaraplı sofralardan vazgeçmedik. Üstelik bu kadar hareketsizliğe rağmen ve hala düzenli olarak su içmeyi öğrenemediğim halde bir ayda 4 kilo verdim. Yağdan mı kastan mı bilebilecek durumda değilim. Diyetisyene de gitmiyorum ve sanırım gitmeyeceğim de. Yine de kendime bir söz verdiğim ve bunu tutabildiğimi gördüğüm için mutluyum.

50954e5b-bfe5-4936-b485-5970b5777264

Evde geçirdiğim bu zaman iş açısından da çok yoğun bir dönemdi. genel olarak masa başında oturarak yapılacak işlerin çokluğu da bir nevi şansım oldu ancak pestilim de çıktı. Dışarı çıkamayınca Adam’ın getirdiği bir bardak Starbucks kahvesi günümü şenlendirir oldu.

AphyW4kQVEw0WY75LtpdTokSR5mxkbjBDamgaauUabG5

O yüzden oh evdesin ne kitaplar okuyup ne filmler izlemişsindir diye düşünenleri hayal kırıklığına uğratma şansım yüksek ama yine de bir iki önerim var.

Spotlight çok güzel bir gazetecilik hikayesi, bu mesleğin nasıl yapılması gerektiği konsunda tam bir örnek.

Am8rI5YcPR-MMQE3VbVhgYnEC-Nv6yqS7AJ43C9ZbHre

Tecrübe her zaman altın kadar değerlidir. Cidden çok tatlı bir film The Intern. Hatta tam Pazar gününe layık. Bugün akşama izleyecek bir şey arıyorsanız kaçırmayın.

Alcvgwu0dUSkGoqr9MdUo5HpbExCt-koJINVszOxS0mB

Joy bir girişimcilik hikayesi… Başarı kolay gelmiyor, öncesinde defalarca umut kırıklığını ve yeniden deneyebilme enerjisini bir  arada barındırıyor.

AlXa2GSfxgNB9A6K94cuounRf6gMXQxgg4BtI0fvjoSV

Inside out duygular üzerine nefis bir animasyon filmi… Hatta ikincisi de yolda imiş! Mutlaka ama mutlaka izlenmeli…

INSIDE-OUT-18

Wild Tales izlediğim en enteresan filmlerden biri… Kızgınlık, nefret, intikam… Çok farklı şekillerde… Şaşırtıcı ve insanın doğası üzerine düşündürücü…

AogavrbPMzF0_qmBEr9ATbtE-En-rkgz3933C0T3piet

Ve gelelim son zamanlarda izlediğim en etkileyici filme. White God. Çok sarsıcı. Moralinizin iyi olduğu bir vakitte izlemenizi tavsiye ederim. Ben filmin sonunda dağıldım gittim. Yine de çok güzel ve ısrarla söylüyorum gerçekten çok çarpıcı.

AkHv445ezYY3ycSjCZnpUz4OmMHcKIoNN4znhb7GkFgu

Şimdilik benden havadisler böyle… Yarın bir toplantı için Londra’ya gidiyorum. Bir aydır ilk kez uçağa binmek büyük değişiklik olacak. İstanbul taksicilerinden sonra Londra taksicileri ile haşır neşir olacağım gibi görünüyor. Şimdi bir valiz yapma zamanı- Herkese iyi haftalar…

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

7 Responses to Don’t take it for granted- Atlas ve diğer şeyler…

  1. sadeceozgur diyor ki:

    Allah beterinden saklasın

    • Epicurious diyor ki:

      Çok teşekkürler, haklısın, ben de bu kadarı ile kurtulmayı diliyorum.🙂 Sevgiler

  2. imgeleme diyor ki:

    Çok geçmiş olsun.😦 Ve bununla geçsin, gitsin, son olsun. İki aycık dinleniver, toparlan, sonra aylarca dilediğin kadar koşturursun hem iş hem gezme için. Şimdilik yavaş temponun tadını çıkarmaya bak.😉 Sevgiler.

  3. Epicurious diyor ki:

    İmge merhaba, çok teşekkürler, motive eden mesajın için. Bakalım nasıl olacak herşey yine yazacağım. Çok sevgiler…

  4. Nazim Evren GUNEY diyor ki:

    Super yaziyosun..Insanin yasadigi hayata sahitlik etmesini ancak.bu kadar guzel ifade edebilir..Zevkle okuyorum ve yemek, film v.b tavsiyelerine ciddi anlamda kulak veriyorum.Yazilarinin hastasiyim..

  5. Epicurious diyor ki:

    Nazımcığım, çok teşekkürler bu güzel sözler için🙂 Keşke daha çok yazsam, daha çok anlatsam diyorum hep içimden. Belki olur… Çok sevgiler🙂

  6. rehber diyor ki:

    Vucuda gerektiginden fazla protein, karbonhidrat ve yag almaktan dolayi sorun yasiyoruz. Bunun ana nedeni de; fast food u cok tuketmemizden kaynaklaniyor. Birde bazilarimizin calisma saat ve sartlari da etkileyebiliyor. Bir ara cok takinti yaptim ve diyetisyene gitmeye karar verdim. Bana liste verdi. Gordugum manzara karsisinda sok oldum. Kelin ilaci olsa basina surer diyerekten o listeyi cope attim. Askere gittigimde yaptigim gozlem ile farkina vardim ki, hayatini duzene sokabilirsen kilo cok rahat verebiliyorsun. askerden sonra 6 ay boyunca herseyi yiyerek 20kg ya yakin verdim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: