#Ankara #EnKara

Epeydir normal hayat düzeninden uzakta yaşayınca hiç haber takip etmeyince insan küçük dünyasında nasıl da mutlu oluyormuş.  Bu hafta işe dönüşle birlikte yeniden gündem, seçim, siyaset, Erdoğan, AKP, CHP, HDP, MHP kavramları hayatıma girmiş  oldu.  Hafta epeyce zor geçti, bir takım toplantılar nerede ise gece yarılarına kadar sürdü ve hafta sonu geldiğinde benden mutlusu yoktu. Tek sıkıntı seçmen kartımın ortalıkta olmaması ve Yüksek Seçim Kurulu’nun da beni vatandaşlıktan silmiş gibi görünmesi idi. Site yönetimi ve muhtarlıkla yapılan görüşmelerden sonra seçmen kaydım bulununca bir sıkıntı da kalmamış oldu. Harika bir Cuma akşamının ardından Cumartesi sabah biraz da geç kalktık. Ne kadar güzel güneşli bir gündü.  Saat 11 gibi online haber kanallarını kontrol ettiğimde gördüklerime inanamadım. Arkasından televizyonu açtım. Elimden düşmeyen sigara ile gözlerim olmuş fal taşı  izlemeye başladım. Televizyonlara bir süre sonra yayın yasağı gelince internete gömüldüm ve nerede ise bütün hafta sonu kafamı kaldıramadım.

Seçimler yeni bittiğinde ülkede dört ay sonra yüzlerce insanımızı kaybetmiş olacağımızı söyleseler sanırım inanamazdık. O seçim sonuçlarından sonra kutuplaşmanın bu noktaya kadar tırmandırılıp bizden! olan kayıplara üzülüp, onlardan! olan kayıplara sevineceğimizi, sevinmesek bile bunun üzerinden çirkef bir siyaset yapacağımızı aklımıza getiremezdik.

Son iki yılda 4 kez Güneydoğu’ya gittim. Bunların ikisi iş için, ikisi tatil içindi. Her gittiğimde bölgeden müthiş keyif aldım ve heyecanlandım. Çoğu zaman neden bu kadar geç geldim buralara diye hayıflandım. Temmuz ayında Urfa’da tam büyük bir projeye başlayacaktık ki, Suruç saldırısı oldu ve  projeyi sonbahar-kış aylarına erteledik. Bölgede durumun daha da vahimleşmeyeceğini umuyorduk o günlerde. Meğer daha göreceklerimiz varmış. Aklımıza hayalimize sığmayacak şeyler olacakmış da biz o zamanlar çok iyimsermişiz.

Oysa ki gün geçmedi ki yeni bir felaket haberi gelmesin. Gencecik askerler ölmesin, şehirler ablukaya alınmasın. Her defasında kahrolduk. Neler oluyor bu ülkede diye sorduk. Cevabı bilsek bile bir şeyi değiştiremedik. Son 3 ayda kaybettiklerimizin hepsi Anadolu’nun çocukları. Hepsinin aileleri, erkenden veda ettikleri hayatları, sevdikleri var.  Bu insanların hiç biri diğerinden daha değersiz değil benim gözümde. Hikayelerini okudukça canım yanıyor. Yetkililerin açıklamalarını dinledikçe, medyadaki kan üzerinden siyaset yapanları okudukça içimdeki  acı müthiş bir kızgınlığa dönüşüp nerede ise gözlerimden ve kulaklarımdan çıkıyor.

Cumartesi sabahı olanların şokunu bu ülkenin uzun süre atlatamayacak. Zaten atlatmamalı da! Belki bu şoku iliklerimize kadar hissedersek, orada yitip giden hayatların acısını içimizde azıcık hissedebilirsek bir çözüm bulabiliriz hep birlikte. Adaletin hepimize lazım olduğunu, bu ülke üzerinde hepimizin eşit haklara sahip olduğunu kabul edersek  bir yaşam kurabiliriz birlikte. Bunu yapamazsak ne olur? Kamplaşmaya devam ederiz. Ölümlerin arkası kesilmez. İçimizdeki nefret büyür, kalan sevgi ve saygı kırıntıları da yok olur gider.

Ülkeyi bu noktaya getiren herkesin, başta birbiri ile konuşmayan parti liderlerinin, herşeye hayır diyenlerin, sanki yapıcı davranmak istiyormuş gibi yapıp sadece safsata yaparak ülkeye zaman kaybettirenlerin, büyük hırslarına kurban olanların, güvenlik deyince aklına sosyal medya sitelerini kapatmaktan/internetin musluğunu kısmaktan başka birşey gelmeyenlerin, Türkiye’yi Ortadoğu gibi son 100 yılda barış içinde yaşamayı unutmuş ve savaşlarla yoğurulmuş bir bölgenin  bataklığına sürükleyenlerin, kendini dev aynasında görüp, başkasının hakkına ve hukukuna göz dikenlerin tez zamanda bu ülkeden yok olup gitmelerini diliyorum.

Alın kirli siyasetinizi ve  koltuk sevdanızı ve gidin. Hırsınızın bu ülkeyi yönetme kabiliyetinizden daha büyük olduğunu kabul edin. Sandıktan çıkan sonuçları görmezden gelip ülkeyi her türlü riske açık ve çözümsüzlükle karşı karşıya bırakma hakkınızın olmadığını bilin ve bizi rahat bırakın.

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: