Rumeli Hisarı, Kahvaltılar, Zeki Müren, Asi Kuş, Ali Poyrazoğlu

Yıllar önce İstanbul’la ile daha yeni haşır neşir olmaya başladığım zamanlarda Rumeli Hisarından kahvaltı etmek benim için olmazsa olmaz aktivitelerden biri idi. Ancak gel zaman git zaman ben vaktimi İstanbul’un daha farklı semtlerinde geçirir oldum. Taşındıktan sonra ise Rumeli Hisarı pek uğradığım bir yer olamadı. Geçen haftalarda bir sabah hem Hisar tarafında kahvaltı edelim hem de surları gezeriz diye yola çıktık. Bu civardaki kahvaltıcıları da çok bilmediğimiz için en bilindik kahvaltıcılarıdan biri olan Lokma’dan içeri girdik. Saat daha 10 olmamış ama nerede ise bütün masalar dolu, herkes oturabilmek için sıra bekliyor.

Biz de oturduk, servis hızla başladı, önümüze gelen herşey gerçekten çok çok lezzetliydi. Sahanda peynir, söğüş tabağı, yumurta, menemen, katmer derken bütün masayı silip süpürdük ve daha fazla oyalanmadan hızlıca kalktık.  Yediklerimizin resimleri bu defa yok. O kadar acıkmışız ki resim mesim düşünmeden saldırmışız tabaklara. Bunda etraftaki kalabalık, hızlı sirkülasyon ve gürültünün de katkısı olabilir tabi…

Hisara girişlerde müze kartı geçerli, müze kartınız yoksa da sanırım 3 TL gibi cüzzi bir rakam ödeyerek gezebiliyorsunuz. O gün ben o kadar yanlış ayakkabılar giymişim ki yıpranmış taşların üzerinde kayarak yürüyebildim.  Tepeye tırmanış nispeten kolay olsa da yeniden aşağı inmek başıma epeyce dert oldu. Ancak ayağınızda kaymayan düzgün bir ayakkabı ile termosa kahvenizi koyup, oturduğunuz banktan şu aşağıdaki manzaraya bakmanın tadı olmaz diye tahmin ediyorum. Gezerken gözümüzde eski Cüneyt Arkın filmleri canlandı. Eminim baharda buralar çok güzel olur…

Rumeli HisarıHisardan çıktıktan sonra sahilde Bebek’e kadar yürüdük. İrili ufaklı pek çok cafenin yanyana dizili olduğunu farkettim. Bir kısmı gayet ferah iken bazılarına kalabalığın yoğunlaşmış olduğunu gördüm. Bana kalırsa kalabalık ve çok gürültülü yerlerde yemek yemek tam bir eziyete dönüşüyor. O yüzden bu aralar dışarısı yerine evde kahvaltı olayına da epeyce sarmış vaziyetteyiz. Evde hazırladığımzı kahvaltıların da dışarıdakilerden hiç az kalır tarafı olmadığına inancım sonsuz!

Kahvaltı

Bu kısa Hisar ve kahvaltı turundan sonra bir süre eve uğradık arkasından yine aklımıza gelen güzel bir fikirle kendimizi sokağa attık. Uzun zamandır pek çok blogda gördüğüm güzel bir serginin son sergileme tarihi yaklaşıyordu. Üşenmeden evden yeniden çıktık ve İstiklal’de Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki “İşte Benim Zeki Müren” sergisinin yolunu tuttuk.

İçerik açısından gerçekten çok doyurucu  olan bu sergi 20 Aralık’ta bitecekti ancak öğrendim ki yoğun talep üzerine Ocak ayı sonuna kadar uzatılmış. Sergi nefis bir kurgu ile bazı yönleri bize benzeyen bazı yönleri ise çığır açan bir hayat hikayesini anlatıyor.  Mektuplar, kostümler, fotoğraflar, gözlükler, kitaplar hepsi bu sergide. Üstelik giriş ücretsiz!  Beni sergi konusunda rahatsız eden tek şey ışıklandırma  oldu.  Patlayan ışıklar sergiyi takip etmeyi ve metinleri okumanızı zorlaştırıyor.

Bu kadar ilgi çeken ve 1950’lerden başlayarak bir dönemi gözümüzde canlandıran bu serginin kalıcı olarak kendine yer bulması çok güzel olmaz mıydı?  Daha güzel bir ışık altında, daha çok bilgi ve belge ile birlikte sergilenebilse tüm bu belgeler… Böyle bir kalıcı Zeki Müren sergisi olur mu olmaz mı bilemiyorum ama ben sizin yerinizde olsam hala görmedi iseniz bir an evvel Yapı Kredi’nin Galata’daki Kültür Merkezine uğramaya çalışırdım. Pişman olmayacağınıza eminim.

İşte Benim Zeki MürenSergiyi gezdikten sonra yine acıkan midemizi bastırmak için Asmalımescit’teki Thai restoranı Çok Çok Thai‘yi deneyelim dedik. Son dönemde Wagamama’da o kadar çok Thai tarzı yemek yedim ki,  bu defa usulüne uygun bir Tayland restoranı bulursak iyi olur diye düşünmüştüm. Hala bilmeyen kaldı ise aylardır Kanyon’daki Wagamama’da Raisukaree, Nişantaşı City’s’dekinde ise Chu Chee Curry’den başka bir şey yemedim.  Bu büyük takıntının en büyük sebebi, acı ve hindistan cevizi sütlü yemeklere duyduğum büyük aşk.  Çok Çok Thai’ye oturduk ve bu defa başka bir hindistan sütlü ve biftekli yemek olan Kaeng Phet Neua söyledim. Maalesef, çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Wagamama benim için hala bir numara ve şu aşağıda gördüğünüz Raisukaree’yi her gün önüme koysanız yemelere doyamam.

Wagamama RaisukareeKarnımız da doyduğuna göre sıra geldi bir sonraki aktiviteye… Ekmekçikız daha önce “Asi Kuş” isimli bir oyuna gittiğini ve çok beğendiğini yazmıştı. Ben de ondan aldığım tavsiye ile iki bilet kapıvermiştim Ali Poyrazoğlu’nun tek kişilik gösterisine. Çok büyük bir beklenti ile gitmedik. Hatta, en başta sıradan bir stand up show zannettik. Ancak kabaca üç farklı bölümden oluşan bu Ali Poyrazoğlu Gösterisine tek kelime ile bayıldık. Yeni dünyanın liderleri, iki-üç beyinli insanlar, kabare, Müjdat Gezen, Sezen Aksu, ve Zeki Müren’li hikayeler dinledik. gerçekten de keyifli ve epeyce moral verici iç ısıtıcı bir 90 dakika geçirdik Ali Poyrazoğlu ile. Çok tavsiye ederim.

Asi Kuş- Ali PoyrazoğluYeni yılın son haftasına giriyoruz. Hepimiz için güzel bir kapanış olsun… Henüz mutlu yıllar dilemiyorum, daha yazacaklarım var bu yıla dair.. Herkese güzel haftalar…

 

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

6 Responses to Rumeli Hisarı, Kahvaltılar, Zeki Müren, Asi Kuş, Ali Poyrazoğlu

  1. Heeyy! Zeki Müren sergisi bitti ve kaçırdım diye üzülüyordum. Bu yazı sayesinde, uzatıldığını öğrendim, yaşaşın! 🙂

  2. Epicurious says:

    Sanırım sergi 15’ine kadarmış benim yazdığım gibi ay sonuna kadar değil. O yüzden acele edip son güne kadar beklememek lazım 🙂 Ben de yeniden uğrayıp sergi için hazırlanan kitaptan alacağım bir tane!

  3. arzu says:

    fotoğraftaki yeri sormuştunuz. Yeniköy sırtlarında yıkılmış eski bie kilise.. selamlar, mutlu yıllar. acupofcaffein

  4. Epicurious says:

    Çok teşekkür ederim yer bilgisi için. Size de mutlu yıllar 🙂

  5. ekmekcikiz says:

    Heyy! Bu yazıyı atlamışım, yıl bitmeden gördüm, neyse ki. 😉
    Oyunu beğenmenize sevindim doğrusu. Benim de yeni yıldaki ilk hedefim Zeki Müren Sergisine gitmek.
    bu vesileyle, hedeflerine keyifle ulaşacağın bir yeni yıl diliyorum.
    Sevgiler.

    • Epicurious says:

      Sevgili Ekmekçikız, yeni tiyatro önerilerinizi hevesle bekliyorum 🙂 Ben de 2015’in bu ilk saatlerinde size muhteşem bir yıl diliyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: