Stefan Zweig: Vicdan Zorbalığa Karşı, Satranç ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig ile ilk tanışmam ne yazık ki bundan sadece bir kaç ay öncesine dayanıyor. İlk okumaya başladığım kitabı Vicdan Zorbalığa karşı ya da Castello Calvin’e oldu. Başta kitabın adı her ne kadar korkutsa da gecenin bir saatinde elime alıverdiğim bu kitap beni derin düşüncelere sevk etti. Bundan nerede ise 500 yıl önce dünyanın başka topraklarında yaşananların bugün farklı topraklarda nasıl da tekrar ettiğini, herşeyin insan doğası ile ilintili olduğunu bana bir kez daha hatırlattı.

stefan ZweigKitaplardan da biraz bahsedeceğim ama Zweig’ın enteresan  bir hayat hikayesi var. 1881’de Viyana’da varlıklı bir ailede doğmuş. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Yunanca ve Latince öğrenmiş. Aynı zamanda bir gezgin. Daha o zamanlarda dünyanın farklı kıtalarına ayak basmış. İki dünya savaşını da görmüş ve II. Dünya Savaşının sonunu beklemeden 1942’de sevgilisi ile birlikte Brezilya’da intihar etmiş. Hikaye ve romanlarının yanında biyografileri de çok ses getirmiş. İntiharının sebebinin Hitler Almanyasının yazarın üzerinde yarattığı depresyon olduğu söyleniyor. Avrupa kültürünün Hitlerin ayakları altında yokolduğunu görmek yazarın intiharına neden olmuş.

Arkasında bıraktığı intihar mektubunda ise şöyle yazmış:

“Kendi isteğimle ve bilinçli olarak hayattan ayrılmadan önce, son bir görevi yerine getirmeğe kendimi mecbur hissediyorum. Bana ve çalışmalarıma, böyle iyi ve konuksever şekilde kucak açan harikulade ülke Brezilya’ya içtenlikle teşekkür etmeliyim. Her geçen gün, bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim ve benim lisanım konuşulduğu dünya, bana göre mahvolduktan ve manevi yurdum Avrupa’nın kendi kendisini yok etmesinden sonra, hayatımı yeni baştan kurmayı daha fazla isteyebileceğim bir yer daha yoktu, ama 60 yaşından sonra, yeni baştan başlamak için özel güçlere ihtiyacım vardı. Benim gücüm ise, uzun yıllar süren yurtsuz gücüm sırasında tükendi. Böylece, ruhsal çalışması, her zaman en büyük sevinci ve bireysel özgürlüğü bu dünyanın en büyük nimeti olan bu hayatı, zamanında ve dimdik sona erdirmek bana daha doğru görünüyor.

Bütün dostlarımı selamlarım! Umarım, uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hala görebilirler, ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum.”

Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin’e elimden bırakamadan okuduğum bir kitap oldu. Protestanlığın ortaya çıkışının ardından, aslında din özgürlüğü için başlayan reform hareketinin özgürlükler için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu anlatıyor bu kitabında Zweig. Bugün bize çok tanıdık gelen durumları akıcı bir dille ve felsefi arkaplanını da vererek anlatmış yazar. İnsanların güvenlik duygularının özgürlüklerini nasıl elinden aldığını, düzen ve intizamın yaratıcılığı nasıl öldürdüğünü çok güzel bir şekilde göstermiş.

ZWEIG

İnsan doğasından bahsederken, nihai barışı getirecek bir düzen kurma tutkusunun, özellikle de bir neslin ideallerini, ateşini ve renklerini yitirdiği anda ortaya çıkan karizmatik ve etkileyici bir adamın toplumun geri kalanı üzerinde nasıl bir güven tesis ettiğini  anlatmış. Ancak tüm idealistlerin ve ütopyacıların neredeyse her zaman, zaferlerinin hemen ardından, talihsiz bir biçimde ruha ihanet ettiklerini de söylemeden geçmemiş. Baskıcı rejimler söz konusu olduğunda aydınları sulayarak, sorumluluk alıp konuşmaktan ve eleştirmekten kaçınmalarının ne büyük  felaketlere yol açtığından bahsetmiş.

Bana kalırsa bu kitap zamansız bir kitap. İnsanoğlunun içerisindeki hükmetme, yönetme isteği ve başka düşünceye hayat tanımama, başka bir fikri en büyük düşman olarak görme dürtüsü sanırım benzer senaryoların farklı zamanlarda farklı coğrafyalarda tekrarlanmasına sebep olacak.

Zweig’ın okuduğum ikinci kitabı Bilinmeyen Bir Kadının mektubu oldu. Yazar bu kitapta bir kadının kendisinden haberdar olmayan bir erkeğe duyduğu aşkı anlatıyor. Öyle detaylar var ki gerçekten de bir erkeğin kadın hakkında bu şekilde bir incelikte yazabilmesi biz okuyucular açısından çok güzel bir tecrübe. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu  ilişkilerin maddi ve manevi boyutu üzerine iç acıtan bir kitap.  Bir adama aşık bir kadın ve duygusal olarak o kadının hiç farkına varmamış bir adam. Bakmış ama görmemiş bir adam. Olayı aşk açısından düşünmeyi bir kenara bırakırsak çevremizdeki insanların ne kadarına anlamak için bakıyoruz acaba diye düşündüm kitap bitince. Günlük maddi hayatımızda, nerede gezdiğimiz, nerede yediğimiz, kimi tanıdığımız bizim gerçekte kim olduğumuz sorusunun o kadar önünde ki, çoğu zaman ilişkilerde birbirimizin insan boyutunu hiç göremiyoruz bile.

403178

Satranç okuduğum üçüncü Zweig kitabı oldu. Burada insanın izole edilmesinin ve uzun süre kendi kendi ile başbaşa kalmasının ne kadar zor bir tecrübe olduğu anlatılıyor aslında. Okumak isteyenler için kitabın sürprizini kaçırmak istemiyorum o yüzden fazla bahsetmeyeceğim. Sadece bu kitap bana hayatımız boyunca en zor yüzleştiğimiz ve kendisi ile kalmaktan en çok korktuğumuz insanın yine kendimiz olduğunu gösterdi.  Satranç gerçekten çok etkileyici bir kitap. Kısacık bir solukta biten cinsten ama aklınızda derin izler bırakan bir kitap. Okurken aklıma iki şey geldi. İlki Asya’daki sessizlik tapınakları geldi. İnsanların inzivaya çekilip, kimse ile konuşmadan kendi kendilerine kaldıkları tapınaklar. Kaç günü kimse ile konuşmadan, kalemsiz, kitapsız, internetsiz geçirebiliriz acaba? Özellikle bizim gibi çabuk sıkılan insanların çağında. İkincisi ise hücre cezasına çarptırılan insanların ruh hali. Bu kitap özellikle Hitler Almanyasının insan benliğini yok edebilmek için ne kadar gaddar olabildiğinin çok güzel bir göstergesi.

satranç

Bu kadar geç tanıştığım Zweig’ın başka kitaplarını okumayı dört gözle bekliyorum. Sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyorsanız vakit geçirmeden okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: