Ankara’da bir hafta…

Haftasonlarımız tüm hızı ile devam ederken bu haftayı istisna tutup evde oturmaya ve daha evcil işlerle uğraşmaya karar verdim. Öyle ki koşturmacayla geçen 5 günlük Ankara ziyaretinin ardından, bu sabah saat 8.30’da Herdem’e kapıyı açmayı başarıp, evin temizliğine yardım edip, üstüne market alışverişi yaptıktan sonra öyle bir tuş olmuşum ki, çöpü çıkarmak için kapıyı açtığımda kapının önünde duran 17 litrelik su damacanasını görünce, uykumun ne kadar derin olduğunu bir kez daha anladım! Demek ki bundan sonra su siparişi verilip uykuya yatılmayacak.

İstanbul beni güzel bir nem ile karşıladı yine. Sıcağı anlıyorum ama bu neme cidden alışamıyorum ben. Her giydiğimin sırılsıklam olmasını geçtim, iç ve dış ortamlar arasındaki klimadan kaynaklı sıcaklık farklı hepimizi yaz ortasında hasta edip yatağa üşürecek cinsten. Oysa Ankara öyle mi? Evet, gündüz vakti orası da yanıyor, ama akşamları insanı ürperterek esen rüzgar bu defa beni Ankara’ya aşık etti. Ne güzelmiş püfür püfür uyumak, akşam serinliğinde biraları yuvarlamak…

Şimdi İstanbul maceralarımıza biraz ara vererek Ankara’dan havadisler verelim…

Ankara büyük bir kazı alanına dönüşmüş bu sıralar. Ne zamandır devam ettiğini bilmediğim Hoşdere Caddesindeki çalışmalar hayatımı kararttı desem azdır. Özellikle de sürekli dışarıda oradan oraya gezinmem gerekince bu kazı ve inşaat olayının şehrin çeşitli yerlerinde devam ettiğini gördüm.  Caddelerin bazen araç trafiğine açık, bazen kapalı olması ve neye göre ne zaman açılıp kapandığının belli olmaması da beni epeyce zorladı. Sürekli dışarıda yemek yemek zorunda kalınca, epeyce bir Ankara mekanını da yeniden ziyaret etmiş oldum.

SushiCo

İlk akşam Sushico da bir yemek yedik ve bana sanki sushico günden güne kaliteyi bozuyor gibi geldi… Birlikte yemek yediğim arkadaşım sıkı bir Sushico hayranı olmasa büyük ihtimalle ben tercihimi başka bir restorandan yana kullanırdım diye düşünüyorum ama kısmet olmadı.

Kebap 44

Bir başka akşam yemeğini yıllar boyunca önünden geçip de içine hiç girmeyi nedense aklıma getirmediğim Kebap 44’te yedim. Amerikan Büyükelçiliği’nin hemen yanı başındaki bu kebapçıya daha fazla ilgi  göstermek gerekmiş aslında. Kıymalı pide porsiyonu Kebap 49’u aratmayacak kadar büyüktü, üstüne yarımşar porsiyon ikram ettikleri kuzu şiş de gerçekten çok lezzetliydi. Mekan saat 10’da kapanıyor bilginiz olsun ancak yemekten sonra getirdikleri karpuz ve Türk kahvesi de ciddn bu yemek için güzel bir final oldu.

Yelken Kulübü

Ankara’da Yelken Kulübü olur mu? Olurmuş meğer. Ben de şaşkınım. Sadece üyelerine değil dışarıdan gelen misafirlere de açık bir işletme burası.  Ankara’nın bozkırlarına bakan terasında leziz deniz ürünleri ile güzel bir akşam geçirmek isterseniz bir deneyin derim. Facebook sayfaları da var. Adres ve irtibat bilgilerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

James Cook

Bizim çok severek gittiğimiz publardan biridir James Cook. Ancak bu defa istediğimiz atıştırmalıklara patatesi biraz fazla dayamışlar gibi geldi. Bizim orada olduğumuz gece maç yayını nedeniyle epey kalabalıktı ama servis her zamanki gibi iyiydi.

Pilavcı Bekir Usta

Bizim geçen yıl kıştan bu yana müdavimi olduğumuz ve ne zaman Bestekar Sokak, Tunalı civarındaki mekanları şenlendiriyor olsak, içki sonrası mutlaka uğradığımız bir adres Bekir Usta. Tam Bestekar Sokakla, Bülten Sokak’ın kesiştiği yerde Kebap 49’un önünde gece yarısına doğru bulabilirsiniz kendisini. İddia ediyorum böyle pilav İstanbul’da yok! İstanbul’lu tavuk pilavcıları alınmasın bana. Saatler gece yarısına yaklaşırken İstiklal Caddesinde satılan pilav nohutlar bırakın Bekir usta’nın pilvının eline su dökmeyi yanından geçemez. Hala yemedi iseniz çok şey kaçırıyorsunuz. Piavı ayrı güzel, nohutu ayrı, tavuk eti ayrı, turşusu apayrı….

Cafemiz

Yıllardır Cafemiz’e gitmiyordum..  Üniversite yıllarımızın çok büyük bir çoğunluğu haftalık Cafemiz ziyaretleri ile geçti ancak belki de seçenek arttığı için daha sonrasında o kadar sık gitmez olduk Ankara’nınbu güzel kafesine.  Sanki yılların acısını çıkarırcasına hem bir akşam tatlı- kahvesi hem de bir sabah kahvaltısı için 2 kez uğradım bu hafta Cafemiz’e. Kahvenin sunumu, tadı, telvesi yerinde, yanındaki damla sakızlı dondurma şahane. Kahvaltı da ise beni kırmayıp, sahanda yumurta yerine menemen ikram ettiler. Çok keyifliydi.

 

 

Big Chefs- İran Caddesi

Big Chefs ne zaman İran Caddesine taşındı bilmiyorum. Daha önce hep akşam yemekleri için gitmiştim, Çayyolu ve Çukurambar’daki şubelerine ise Brunch’a gitmiştim. Sabah kahvaltısı  bence vasatın altındaydı… Aslında hiç konduramadım kendilerine hatta yanında getirdikleri tostun ekmeğini çok garipsedim… Kahvaltıdan sonra söylediğim limonata nefisti… O kadar da büyüktü ki bitiremedim.

Son olarak size bir de müjde vereyim. Bizim müdavimi olduğumuz TekTekçi  Alaçatı’dan sonra Ankara’ya da açılıyor… Açıldığında ihmal etmeyin nedeyin… Bahse giriyorum seveceksiniz 🙂

Reklamlar

One thought on “Ankara’da bir hafta…

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: