Karaköy’de bir Pazar günü Bölüm 3: Ops Cafe

Bu Pazar o kadar keyifli geçti ki, gezip gördüklerimizin hepsini tek bir yazıya sığdırmaya kıyamadım gerçekten de. Karabatak’ta birer bir şeyler yudumladıktan sonra karnımızın hafiften acıktığını farkedip adres değişikliğine gittik. Ne kadar da iyi etmişiz. Hemen Karabatak’ın az ilerisinde bir arkadaşımızın tavsiyesiyle bulduğumuz Ops Cafe gerçekten de günün başladığı gibi nefis şekilde noktalanmasını sağladı.

Yine hafif yemeklerden oluşan bir menü ama özellikle bu sıcak yaz günleri için bire bir. Rengarenk bir dekorasyonu ve gerçekten çok güler yüzlü garsonları var Ops’un.  Web sayfasından kahvaltı konusunda iddialı olduğunu anlıyoruz. O yüzden yine geleceğimiz kesin. İçerideki kocaman kanepede kitabını okuyanların yanında dışarıda sohbet edenler çoğunlukta. Ama rahatlıkla buraya kitabınızı, laptopunuzu alıp bir güzel keyif yapabilirsiniz.

Apartmanların gölgesinin düştüğü bir sokak burası, efil efil bir esinti var. Biz bu keyfi tamamlamak için öncelikle birer yaz çorbası istiyoruz. Yoğurt, haşlanmış yoğurt, kimyon, ceviz ve mısır cipsi kırıntılarıyla nasıl da nefis olmuş. Bizim bildiğimiz ayran aşını menüsüne koyan Ops’a bir bravo gerçekten.

Yaz çorbasının porsiyonu o kadar büyük ki ardından bir etli dürümü paylaşıyoruz. İçindeki etin lezzeti maydanoz ile birlikte taçlanmış, aslında epey doymuş olmamıza rağmen keyifle midemize indiriyoruz.

Bu güzel yemeklerden sonra birer ikişer bardak içtiğimiz çaylarla hem keyif hem sohbet devam ediyor. Mutlu mutlu gülümsüyoruz. Bu sokakları daha çok karıştırmak lazım diyerek sözleşip evlerimize doğru yollanıyoruz.

Karaköy’den bindiğim motor beni Kadıköy’e getiriyor. Bu sırada güneş yavaş yavaş inerken Topkapı Sarayı yıldız gibi parıldıyor. Kadıköy iskelesine yaklaşmışken Haydarpaşa gözüme takılıyor. Şimdiye kadar hiç resmini çekmediğimi hatırlatıyor bana. Batan güneşle birlikte o kadar güzel poz veriyor ki bana elim yeniden makineme gidiyor.

İşte bir hafta  böyle bitiyor. Saat çoktan 12’yi geçip sabaha doğru yol alırken yeni hafta iyi uyku ister diyip, yine geç kaldığımı bilip hafiften suçluluk duyarak güzel bir uykuya doğru yol alıyorum ben. İyi geceler, güzel haftalar herkese.

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

2 Responses to Karaköy’de bir Pazar günü Bölüm 3: Ops Cafe

  1. hayal kahvem says:

    Bayıldım:) İstanbul gezisi için birden çok bahanem oldu sayenizde:) Ben de Epicurioscu mu olacağım ne:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: