Cuma akşamı gezmesi- Leb-i Derya Richmond

Hava öyle nefis bir kıvamdaki, insanın içi mutlulukla ışıldatıyor bugünlerde. Dün akşam daha işten çıktığımda hiç eve bile gitmeden kendimi dışarılarda, sahilde bir yerelere atabilme özlemiyle yanıp tutuşuyordum ki, hemen olmasa da ilerleyen saatlerde muradıma erdim.  İstanbul benim için öncelikle boğaz ve deniz demek sanırım. Geç kaldım, daha çok bakmalıyım, gözümün önünden hiç ayırmamalıyım cinsi bir açlık bu benimkisi. İşte o yüzden eğer bir program yapılacaksa nedense hep boğazda olmalıyım düşüncesi ile hareket ediyorum. Bir başka sıkıntı seçeneğin çok olması ve benim henüz İstabul konusunda henüz cahil olmam!

İşte böyle  bir ruh hali ile Leb-i Derya Richmond’a gidiyoruz. İlk etapta acaba biraz fazla mı kasıntı bir yer burası diye düşünürken, manzara karşısında 5 dakika içerisinde kendimize gelip tadını çıkarmaya başlıyoruz.. Manzara muazzam. Büyüleyici. Baktıkça insanın İstanbul’a bir kez daha aşık olacağı cinsten. 

Önden yemek yemiş olduğumuz için biz ortaya bir peynir tabağı, bir de atıştırmalık tabağı söylüyor yanına da şarap istiyoruz.  Gelen ekmekler çok lezzetli.

Bu peynir tabağı…

Görüldüğü üzere tabakta soldan sağa sıralanmış şekilde keçi peyniri, tulum peyniri, isli çerkez peyniri ve kaşar peynirini görüyorsunuz.  arka sırada ise kristalize bal kabağı- gerçekten çok lezzetli-,  yeşil zeytin salatası, ve cevizli pestoyu görüyoruz. Bence Leb-i Derya bu peynir tabağında biraz daha çeşitliliğe dikkat edebilirmiş sanki.. Sadece yerli peynirlerden bir seçki yapmak yerine araya bir- iki de yabancı peynir koyulabilirmiş. Porsiyon olacak gayet doyurucu,  peynirler gayet lezzetli,  sunum da çok hoş ancak tabağın bu yanı eksik kalmış.

İkinci tabağımız karışık atıştırmalık tabağı…

Burada en sağda üzeri limon-portakal soslu fava, ortada üzeri közlenmiş biber kreması ile süslenmiş cevizli patlıcan, en solda ise biberiyeli domates ve keçi peyniri kulesini görüyorsunuz. Bu tabak gerçekten çok lezzetli idi. Sonradan bir de şakşuka geldi masamıza ancak onu resimleyemedim. 

Richmond Leb-i Derya aynı zamanda kahvaltı ve öğle yemeklerinde de uğranabilecek bir mekan. Tahmin edebileceğiniz üzere çok ucuz bir yer değil. Ana yemekler 30-40 TL ve üzeri seviyesinde geziniyor. Ama çok keyifli ve leziz… Deneyin çok beğeneceksiniz…

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

2 Responses to Cuma akşamı gezmesi- Leb-i Derya Richmond

  1. ekmekcikiz says:

    Çok güzel bir manzara ve ağız tadı yerinde yiyecekler…
    Eh, dahası iyilik sağlık. 🙂

    • Epicurious says:

      Ben asıl sizin Mevsimlerden Roma hikayenize bayıldım. Yakın zamanda bizim de öyle bir çabaya girmemiz şart oldu.. Yiyerek içerek nereye kadar değil mi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: