Ayvalık Gezi Notları 4: Cunda

Tam Cunda’ya geçecektik ki ben yazamaz oldum. O kadar yazamadım ki yazacaklar biriktikçe birikti. Hani üstüme yük, içime dert oldu. Yazmadıkça, yazamadıkça detayların aklımdan silinip gitmesine daha fazla hayıflanmamak için ha gayret diyerek oturdum bilgisayarın başına.

Cunda Ayvalık bölgesinin gerçekten de özellikli ve güzel bir parçası. Öyle ki, bayram tatillerinde yerli turistlerin hınca hınç doldurduğu, butik otel ve bir sahil dolusu balık restoranı ile dolu bir tatil yöresi. Ayvalıktan daha özenli bir yapılaşma hakim. Son yıllarda Koç ailesi de Cunda’nın rehabilitasyonu konusuna el atmış vaziyette. Adanın girişindeki eski bir yel değirmenini alarak restore etmişler ve babası Ayvalıklı olan Coca Cola CEO’su Muhtar Kent’in babası eski büyükelçi Necdet Kent’in kitapları ile dolu bir kitaplık kurmuşlar. Necdet Kent Kitaplığı’nın terasında sıcak soğuk içeceklerinizi yudumlarken gerçekten de güzel bir manzaranın tadını çıkarıyorsunuz.

Kitaplığın terasından Cunda gerçekten de çok güzel görünüyor… Tam ortada Taksiyarhis Kilisesi…

Bu da yıkılmaya yüz tutmuş bir diğer tarih tanığı…

Tıpkı Ayvalık’ta olduğu gibi Cunda’da da mübadele tarihi büyük önem taşıyor.  Öyle ki 1881-1893 tarihleri arasında Cunda’nın nüfusu 4506 iken bunun sadece 89’u Müslümanmış. Zeytinyağı, sabun ve balık başlıca ihraç maddeleri imiş. Cunda’yı 1600’lü yıllarda mesken tutan korsanlar Edremit körfezindeki köy ve kasabalara saldırarak buraları talan ediyorlarmış. Daha sonrasında ticaret merkezine dönüşmüş.

Az evvel tepeden gördüğümüz Taksiyarhis Kilisesi’ne şimdi biraz daha yakından bakalım. Taksiyarhis Cebrail anlamına geliyor. Daha önceki yıllarda içini ziyaret edebildiğimiz Kilise artık maalesef ziyarete kapalı. Öylesine kötü durumdaki nerede ise yıkılacak. Gönül istiyor ki burası da artık daha fazla zaman kaybedilmeden restore edilsin, korunsun ve daha sonraki nesillere armağan edilsin.

Bu Kilise’nin altındaki tünellerden birinin aşağıda gördüğünüz sarmısak taşından yapılmış Papazın evine çıktığı söyleniyor.

Evin yapım tarihi 1887 ve yıllara meydan okuyor…

Cunda sahili restoranlarla dolu. Bu restoranlar, balık ve deniz ürünü sevdalıları için gerçekten de muazzam bir lezzet şöleni sunuyorlar. Benim tavsiyem bu restoranların Cunda’nın daha az dolu olduğu dönemlerde ziyaret edilmesi yönünde zira ödediğiniz hesapla aldığınız hizmet kalitesinin içinizi acıtması işten değil…. Sadece deniz ürünleri mi peki? Tabi ki hayır… Cunda ege otlarıyla, peynirli sebzeli, zeytinyağlı sayısı 100leri bulan mezesiyle sizi baştan çıkarıyor…

Bu güzelim ıstakoz taliplisini pekliyor… Görünce üzülüyorum ne yalan söyleyeyim…

Bunlar da daha başka ne yenir diyenlere…

Bunlardan ayrı Cunda’nın bir de Taş Kahvesi var. Sakızlı kahvesini çok tavsiye ederim. Benim gibi Türk kahvesinin içerisinde başka aromalardan hoşlanmayanlar için bile oldukça lezzetliydi.

Peki ya arka sokaklar?


Bu yazıyla Cundanın merkezinde kısa bir tur attınız. Ama ben olsam adanın merkezine giden yolun hemen sağında kalan toprak patikaya da bir girerdim. O yol sizi pateriça denilen cennet gibi bir plaja götürecek. Arabası kıymetli olan girmesin, sonra pas toz için bana söylenmesin🙂

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

3 Responses to Ayvalık Gezi Notları 4: Cunda

  1. Momentos diyor ki:

    O kadar güzel bir yazı olmuş ki fotoğraflarıyla birlikte, geç yazılmış olmasını affettirir nitelikte🙂 Ayvalık; hayranı olduğum, ruhumu dinlendiren ve bir gün buraya yerleşeceğim dediğim yer. Umarım Ayvalık hiç bozulmaz ve yaşamımın bir parçası mutlak orda geçer.🙂 Elinize sağlık yazı ve muhteşem kareler için.
    Sevgiler,

    • Epicurious diyor ki:

      Güzel yorum için çok teşekkür ederim sevgili Momentos. Ayvalık daha genç yaşlarımda çok bayıldığım bir yer değildi gerçekten de. Ama demek ki aklım başıma geldi ki ben de sizinkine benzer düşünceler içerisindeyim.🙂 Gönülden isteyince neden olmasın ki? Ayvalık sizi bekliyor bence🙂

  2. Geri bildirim: Yeniden Ayvalık’ta… (1) « Karma has kicked my ass

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: