Uyarı: fazlasıyla kişisel, sıkıcı bir yazı!!!

Bugün size şikayetim var. Şikayet etmeyi çok sevmesem de, kolay-zor demeden her şeyin mümkün olduğuna, yeterince çaba sarf edersek, istersek, beklersen olacağına inansam da benim de ruh daraltılarıyla baş edemediğim, hatta öyle ki gluk gluk sesleri ile  boy verdiğim zamanlar var.

Bu ara sıkıntılı bir dönem geçiriyorum. Üst üste gelmeyen şey kalmadı desem yalan değil. İş yerinde tatil öncesi son haftam. Nerede ise dakikaları bir bir sayıyorum. Ara ara değişiklik ihtiyacına gireriz ya hepimiz. İşte bünyem değişiklik diye bas bas bağırıyor ve ben onu susturamıyorum.

Değişiklik dediğim 3 günlük, 5 günlük ya da süreyi daha da uzatayım 3-5 haftalık tatil de değil hani. Ben her şey toptan değişsin istiyorum. Milan Kundera’nın “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” kitabında dediğine göre “mutsuz kişi yaşadığı şehirden, ülkeden gitmek istermiş”. Bu hesaba göre ben bu aralar bayağı mutsuzum. Çünkü gitmek ama dönmemek istiyorum.

Pazar günü Adamla Amasra’ya gittik, çok da güzel vakit geçirdik, ama kesmedi beni. Döndüğümde aynı isteksiz, arızalı, bir şey yapmak yerine her şeyden şikayet eden, çözüm değil sorun üreten insanlar görmekten dolayı feci rahatsız oldum. Bir de kendi hayatı ile değil, başkasının hayatı ile ilgilenen zavallılar, kıskançlıktan en yakınlarının dahi iyiliğini istemeyen kan emiciler var. Bu sülük familyasına dahil insan müsveddelerinden etrafınızda bir tane olsa herkese hayatı dar etmeye yeterli oluyor. Üstelik çok yakınınız olmasına da gerek yok. Size çok yakın birinin hayatını çekilmez hale getirdiklerinde sizin de hayatınız yalpalamaya başlıyor.

Bugün kendi kendime kahve içtim, kapattım, sonra kendi falıma baktım. Sanmayın ki faldan anlarım. Ama gördüm. İçim karanlık. Ama tez zamanda aydınlanacak. Üç tane farklı yol var önümde. Bir de iki kişilik konuşma. Kocaman kısmetlerim kapıya dizilmiş. Beni bekliyorlar oracıkta.

Yetmedi. Açtım bir de Susan Miller’dan aylık burç falımı okudum. Diyor ki;

–Bu ayla birlikte Kasım ayının 11’ine kadar iş değişikliği yapacaksam doğru zamanmış

– Bir iş başvurusunda bulunmuşum

-Başvurduğum iş benim hayalimdeki işmiş

-Üstelik eskiden iş arkadaşı olduğum biri ile yine iş arkadaşı olacakmışım

-Aynı arkadaşım, başvuruyu yaparken bana referans da olmuş

-Eylül ayı ortası gibi bana bir teklif yapılabilirmiş

-Eğer bu dönemdeki iş fırsatlarını değerlendiremezsem 2 sene daha oturduğum yerde oturabilirmişim!

Şimdi burçlara, fallara sardırmamdan durumun vahametini anlayabilirsiniz. Ancak şunu da diyeyim, 29 Temmuzda bir iş başvurusu yaptım. Evet kabul ederlerse yıllardır çalışmak istediğim bir kurum için çalışma fırsatını elde etmiş olacağım. Aynı kurumda şu anda eski bir iş arkadaşım da çalışıyor. Evet, kendisi bana referans oldu.

Şimdi oturdum Susan Miller millerce öteden bunu nasıl bilebilir diye düşünüp duruyorum. Bu işin sonunda ya aylık burç yorumlarını okumadan hiç bir karar almayan biri olup çıkacağım. Ya da yuh artık tesadüfün böylesine diyerek kuzu kuzu Ankara’da, şimdiki işimde, gücümde oturacağım. Merakla bekliyorum.

Reklamlar

8 thoughts on “Uyarı: fazlasıyla kişisel, sıkıcı bir yazı!!!

Add yours

    1. Çok teşekkür ederim hep dediğimiz gibi her şeyin hayırlısı olsun 🙂 Ama eğer tutarsa Susan Miller okumadan bir gün geçirmeyeceğim 🙂

  1. UMiguel de Unamuno der ki: “Yolculuk etme çılgınlığı topofobiden (belirli bir yer korkusu) kaynaklanıyor, filotopiden (belirli bir yer sevgisi) değil; çok yolculuk yapan, vardığı yeri arayan değildir, ayrıldığı yerden kaçarcasına çekip gidendir.”

    1. Merhaba Erdem,
      Gerçekten çok güzel bir yorum… En büyük korkum doğduğum yerde ölmek! En güzeli ise kaçarcasına gitmek

  2. valla okurken bile içim daraldı epikürcüm:) falcının dediği iş fırsatlarını değerlendirirsin de inşallah dönmemek üzere gidersin:))

  3. epikürüm benim…seni yakindan ve uzun suredir taniyan biri olarak bilmislik yapmak istiyorum… bu gecici bi donem senin icin…hicbir konuda dustugunu gormedigim ve yasam sevincine hayran kaldigim sayili insanlardan birisin..etrafin kapkaranlik ya da tek renk olsa da icindeki renklere guveniyorum ben…sen o renklerden birini yine yakalayip cok guzel sekilde yoluna devam edeceksin…aslinda icimizdeki mutlulugu da mutsuzlugu da gittigimiz yerlere tasiyoruz…degisiklik her zaman guzel, cekici ve ogretici ama oncelikle icimizde yakalamamiz gereken bir mutluluk var diye dusunuyorum..etrafini oldukca takan ve bu konuda kendini yipratan biri olarak baskalari icin kendini uzme diyorum…degmiyor cunku…sadece haketmedikleri degerleri vermis oluyorsun…zamanina ve kalbine yazik..is konusuna gelince. sen en iyisini yaparsin zaten…uzun oldu ama ben icindeki renklerine bayiliyorum ve iyi ki varsin diyorum

    1. Kirphicim benim,

      Evet neleri atlatmadık ki diyorum ben de kendime 🙂 Biliyorum bu da geçecek. Ama geçerken hayatta bizi muıtsuz eden şeyleri de değiştirmek gerek sanki… Olumsuz enerji yayan kişileri, enerjimizi sömüren işleri hayatımızdan ayıklayıp temizlememiz lazım… Niye dersen hayat çok kısa… Ben renklerimi soldurmadan ben olmaya devam ederek yaşamak istiyorum. O yüzden zihnimde çamaşır suyu etkisi yaratan herşeyi yaşamımdan uzaklaştırmak ilk hedefim 🙂 Hayat kısa… değil mi 🙂

  4. tabi o yuzden color matik kullaniyoruz zaten 🙂 renkler kalsin kirler gitsin diye 🙂 harika bi tatil seni bekliyor..yine super gozlemlerle donecegine eminim…heyecanla seni bekliyorum …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: