Cenevre Gezi Notları 5: Botanik Parkı, Birleşmiş Milletler ve Ariana Müzesi

Bir önceki yazıda, Leman gölünün kenarında yaptığımız uzun yürüyüşle şehrin batısına doğru 3-4 kilometrelik bir yürüyüş yapmıştık. Şimdi göl kenarından sola saparak yukarı doğru çıkmaya başlıyoruz. Tam Dünya Ticaret Örgütünün karşısında Botanik Parkının girişini görüyoruz.

İçeri girdikten sonra bitki türlerine göre bölümlenmiş olan parkı gezmeye koyuluyoruz. Bu park bir başka huzur yuvası… gezerken aklıma Ankara’nın göbeğinde Çankaya’yı ortadan ikiye bölen Botanik parkı geliyor… Bu noktada bir kıyaslama yapıyorum ve canım sıkılıyor…. Zira Botanik parkı ile ilgili geçmişte yazmış olduğum bir de yazı var… o yüzden burada tekrar aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum. Tek dileğim bizim Botanik parkımızında kısa zamanda Cenevre’deki gibi bakımlı bir hale gelebilmesi…. Neyse biz Cenevre’den devam edelim.. İşte resimler…

Çok vaktim yok, o yzddeparkın içerisindehızlı bir tur atıp, BM’ye doğru yürümeye devam ediyorum. BM’nin içini gezecek vaktim yok, ancak Ariana Müzesine giden yolda kırık sandalye ve bayraklı yolun resimlerini çekmeden geçmiyorum.

Ariana Müzesi bir cam ve porselen müzesi. Binanın içerisinde sergilenen objeler kadar kendisi de dikkat çekici…

Müzeyi ücretsiz gezebiliyorsunuz…  İznik çinileri de müzede yerini almış…

Bunlar da benim beğendiğim diğer örnekler…

Cenevre’de gezdiğim bir diğer müze ise Patek Philippe oldu. saatin tarihçesini izleyebildiğiniz, saat yapımı, kullanılan malzemeler hakkında bilgi sahibi olabildiğiniz bu müzede bir birinde güzel, her biri mücevher değerinde yüzlerce saati görme şansınız var. Müze’de fotoğraf çekmek yasak olduğu için size bu güzel saatlerin örneklerini gösteremesem de yolunuz C enevre’ye düştüğü takdirde mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Geriye son bir Cenevre yazımız kaldı. O yazıda, hem bir peynir fondü sofrasına konuk olacağız hem de İsviçre peynirlerini yakından tanıyacağız.

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: