Cenevre Gezi Notları1: Giriş

Cenevre’den döneli nerede ise 10  gün oldu. Elimde resimler, aklımda sürekli yazma isteği. Ancak fırsat yok. Niye yok? Çünkü iş çok. Akşamları plan bol. Oturamıyorum ki evde. Oturduğum gece de yorgunluktan kanepede sızıyorum. Daha bıraksanız yazacağım da yok. Zira bu aralar iş yerinde bir rapor yazıyorum. Enerjimi sömürüyor. Ama ertelemek ne zamana kadar ha gayret Epicurious, başla Cenevre’yi anlatmaya…

Ama önce İsviçre’den başla… İsviçre… Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya, Liechtenstein’a komşu. Avrupa Birliği’ne üye değil ancak Schengen alanına dahil. Nüfusu aşağı yukarı 8 milyon. Kişi başına düşen gelir ortalama 70 bin$. Başkenti Bern. Tarafsızlığı ile ünlü 1815 yılından bu yana tarafsız bir ülke. Bu sayede pek çok uluslararası kuruluşa ev sahipliği yapıyor. Birleşmiş Milletlere daha 2002 yılında üye olmuş. Nüfusunun %64’ü Almanca, %20.4’ü Fransızca, %6.5’i İtalyanca %1’i ise Romanş konuşuyor. Bu çok dillilik nedeniyle hiç bir gruba üstünlük tanımamak için ülkenin adı resmi kayıtlarda Latince  olarak kullanılıyor: Confoeratio Helvetica. İşte bu nedenle İsviçre’nin uluslararası simgesi CH.

Finans sektörü, bankalar, saat, mücevher, lüks arabalar, çikolata diyince ilk akla gelen dünya ülkesi. En ünlü İsviçreliler hepinizin çizgi filmlerinden hatırlayacağı Alplerin kızı Heidi ve oğlunun başındaki elmayı tam ortasından vuran halk kahramanı Guillaume ya da William Tell.

Peki ya Cenevre? 26 kantondan oluşan İsviçre’nin güney batısındaki Cenevre kantonuyla aynı ismi taşıyan şehir. 140 metrelik kocaman fıskiyesi, Birleşmiş Milletleri, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Çalışma Örgütü ile uluslararası kuruluşların cenneti. Bu ikinci gidişimdi. İlki neredeyse ise 15 sene önceydi. Şehir nerede ise aynıydı… Değişime direniyor, değişmemek için elinden geleni yapıyor diyorlar. Temiz… Sakin… Düzenli… Kozmopolit… Zengin… Fransız lezzetleri… Alman nizamı..

Nüfusu yaklaşık 200 bin civarı. Geniş parklar, adım başı çeşmeler, çok iyi çalışan bir toplu taşıma ağı, pırıl pırı bir hava,  ve ışıl ışıl bir göl.  Emlak fiyatları çok yüksek, elini sallasan diplomata çarpıyor. Aşırı düzgün. Hani öyle ki kısa süreli gelince iyi ama bir süre sonra fenalaştırabilir. Aman dikkat!🙂

Ben bu gittiğimde otelde kalmadım. Brüksel’den tanıştığımız şimdilerde Cenevre’de olan Eren’in Plain Palais’ye çok yakın olan  evinde misafir oldum. Evin yeri çok merkezi. Üstelik de tam üniversitenin yanında olduğu için civarında pek çok restoran ve pub var.

Henüz Cenevre’yi kaç bölümde anlatacağımı tasarlamamış olmakla birlikte, size başta eski şehir olmak üzere, göl kıyısı, parklar, BM bölgesi, Patek Phillippe, Ariana’yı anlatıp, bir de antika pazarı gezdireceğim. Eh tabi yiyip içtiklerimiz de cabası….

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: