Eymirde Bir Öğleden Sonra

Ankara’da yeşil ve suya aynı anda doyabilmek için gidilebilecek yerlerin sayısı çok değil. Ulaşım kolaylığı ve korunaklı yapısı ile ise akla ilk gelen Eymir Gölü. Göl manzarası, arkadaki ormanlık arazisi, balık-ekmek satan minik büfeleri, göl kıyısına portatif masa ve sandalyeleri ile yayılan Ankara ahalisi, ördekler, buz tutmuş göl ve gölün tepesinde uçuşan kış sürüleri… Biz bu haftasonu Eymirdeydik. Balık ekmeklerimizi yedik, hatta aramızda dayanamayıp ikinciyi yiyenler oldu.  Çok uzun olmasa da kısa bir yürüyüş yaptık ayrıca, havalar ısınınca gölün etrafını yürümek üzere sözleştik. Baharda portatif masa ve sandalyelerimizle yine geleceğiz Eymir, bekle bizi…

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

7 Responses to Eymirde Bir Öğleden Sonra

  1. Bir Kadın says:

    Buz tutmuş Eymir’de yürümüşlüğüm bile var.
    Özlemişim. Özendim.

    • Epicurious says:

      Buzun üzerine çıkmak gerçekten cesaret işi… ben yapamazdım sanırım… Bu hafta Ankaradaki ılık hava gölün üzerindeki buzu epeyce eritmişti. O yüzden sadece ördekler üzerinde yürümeye cesaret edebiliyordu 🙂

      • Bir Kadın says:

        Aralık ayıydı sanırım bu dediğim ve 3-4 yıl önceydi. Gerçekten buz gibi bir havada yapmıştım.
        Hatta daha vahimini de yaptım. O buz üstünde bisiklete bindim. 🙂

  2. Epicurious says:

    Adrenalini seviyoruz sanırım 🙂 Bırak buzun üstünde bisiklet sürmeyi, süren birini görsem attığım çığlıklar buzun kırılmasına ve benim korktuğum şeyin zamanından önce gerçekleşmesine neden olabilirdi:) Okuyunca içim ürperdi resmen 🙂 Brrrr….

    • Bir Kadın says:

      Eymir’in çevresi 11.2 km. Bir turu 25 dakikada atıyorum. Her gittiğimde 3 tur atıyordum. İkiye ayrılan yollarda asla sağ taraftan gitmedim. Molalarda balık ekmek yedim ama çoğunlukla AOÇ dondurması, sade. Yavru köpekler vardı çokça, bir de kazlar. Çok kovaladım kazları, onlar beni kovalamadı hiç, ben de birini yakalayıp mıncıklamayı beceremedim hiç. Rakıcılardan nefret ettim, taytla bindiğimiz için maruz kaldığım bakışlarından dolayı. Motorluları hep sevdim. Ters yönden gelen bir araba yüzünden kaza yapmamıza ramak kaldığı da oldu, bu buz bence kırılmaz diyerek bisiklete bindiğimiz de. Ah…
      İçim parçalandı. Yarın sabah gidebilmek vardı.

  3. Epicurious says:

    Gölün çevresi için verdiğin bilgi için de çok teşekkürler. Şimdiye kadar hiç tamamını yürümemiştim. Ama güzel bir hava için güzel bir yürüyüş parkuru cidden de. Bisiklet daha güzel olurdu ancak bu durumda önce bisiklet almak gerek. Umarım yakın zamanda Ankara’ya yolun düşer ve güzel bir bisiklet turunun ardından, göl kenarında nefis bir kahvaltı yaparsın. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: