Because I said so!

Pazar akşamı üzerimdeki gerginliği gören Adam seni romantik komedi filmi paklar, sana en son getirdiğim filmi izlesene dedi. Adamcağız ne yapsın? Ben bütün gün çemkirir pozisyonumu almış bela çıkarmaya uğraşırken o da beni yumuşatmanın yollarını arıyor tabi… Sımsıcak  bir duş üstüne sıkı bir yemek, kahve ve bir iki tane madlen çikolatanın ardından biraz sakinleştim sanırım 🙂 Hani aslında bıraksalar kuruyemişçiden sipariş verip bir kilo karışık antep fıstığı, badem, fındık, ceviz, yer fıstığı ve beyaz leblebi diyerek gecenin sonunda mide fesadı geçirmeye niyetliyim ama durmak lazım!  O kadar da değil 🙂 

İşte bu duygularla oturup izlediğim Because I said so tam da çerez niyetine geçti. İnternetteki hemen hemen her kaynakta filmin çok kötü olduğu yazıyor. Ancak üzgünüm ben katılmıyorum. Romantik komedi filmlerinden insanlar ne kadar komplike bir senaryo bekliyor onu da pek anlamıyorum.  Neden romantik komedi izlersin? Mutlu son, mutlu bir aşk, flört izlemek için değil mi? O zaman ne kadar şaşırmayı bekliyorsun? Birbirine benzeyen tonlarcası var ve ben hepsini izlemeyi seviyorum, bayılıyorum, beni dertlerimden, tasalarımdan, sebebini bilmediğim gerginliklerimden arındırıyor. Romantik komediler benim için koca bir kutu çikolata yemek gibi.  Ya da bu akşam örneğinde olduğu gibi koca bir çanak kuruyemiş gibi. Ben sevdim, Pazar akşamına çok yakıştırdım, çok hoş kadınlar izledim, keyif aldım.

Filme gelirsek, aşırı müdahaleci bir anne ve onun üç kızı ama özellikle en  küçük kızı ve onun aşk hayatı etrafında dönen bir hikaye ile karşılaşıyoruz. Anne küçük kızının doğru kişiyi bulamayıp, tıpkı kendisi gibi yalnız kalacağından o kadar çok endişe ediyor ki, kendisi kızı için bir çöp çatanlık sitesine üye olup, kızı yerine erkek arkadaş adayları ile tanışıyor. Sonunda da birini seçip, kızıyla tanışmasını sağlıyor. Ama tabi olaylar annenin planladığı gibi gitmeyecek ve oldukça kuvvetli bir başka aday da kız  için rekabete girecek ve bakalım neler olacak. Bu arada Anne ve küçük kızın aşçı olduğunu, o nedenle filmde  kısacık da olsa mutfak sahneleri olduğunu ayrıca, Gabriel Match’in canlandırdığı Johnny’nin oldukça hoş olduğunu söylemem gerek.

Oyuncu kadrosu oldukça güçlü Diane Keaton ve Mandy Moore oynuyor. patlatın mısırınızı, alın elinize içeceğinizi, kısın ışıkları ve oturun izleyin bu filmi,  ister tek başına, ister sevgilinizle, ister arkadaşlarınızla. Her türlü güzel gider:)

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: