Ankara Karı Çok Özlemiş

Dün müthiş bir gece geçirdik. Hem de ne müthiş. Akşam saat 5.30 gibi Adamla buluştuk. Uzun süre nereye gidip ne yiyip içeceğimize karar veremedik ancak en nihayetinde Hok’sta karar kıldık. Geçenlerde yazdığım peynir şarap festivali yazısının ardından o kadar çok peynir konuştuk ki, Ankara’da benim bildiğim tek peynir fondü yapan yer olan Hok’sa gitmek farz olmuştu. Saat daha erken olduğu için içerideki tek müşteri bizdik. Hemen bir şişe şarap söyledik, yanına peynir fondü, mini bruschettalar ve iki de ana yemek. Ancak peynir fondü, yemek öncesinde gelen atıştırmalıklar ve minik bruschettalar bizi fazlası ile doyurdu bile. Hatta garsonumuz, biz yemekleri iptal ettikten sonra ricamız üzerine,  bize koca bir tabak daha haşlanmış sebze getirince çaresiz bütün fondüyü sıyırarak bitirdik 🙂 İlk açıldığı zamanlarda daha sıklıkla gittiğim bir yerdi Hok’s. Epeydir unutmuştuk gitmeyi ve zamanlaması cidden çok iyi denk geldi. 

Düşünsenize, Ankara’da mis gibi kar yağarken, üzerinde dumanı tüten peynir fondü, yanında rengarenk sebzeler, güzel bir şişe şarap, karşımda Adam, fonda güzel müzik. Dışarıda kar kokusu, hafiften kışın geldiğini hissettiren bir ayaz, yeni yıl için süslenmiş vitrinler, kestane kebap, üstünüze yıldız gibi düşen kar taneleri.

Tunalı Hilmiyi boydan boya yürüyerek geçtikten sonra, bu defa kendimizi Bekri Tunalı Meyhanesinde bulduk. Burada maksat yemek değil daha çok içmek ve eğlenmekti bizim için. Şarabın yanına peynir ve tatlı ile devam ettik. Bekri’nin fırınlanmış tahin helvasını çok sevdik.

Çok şarkılar söyledik, adetimiz olduğu üzere yan masadakilerle tanış olduk ve hatta hep birlikte yine çok eğlendik. Karın yağması kimsenin hızını kesmemiş olacak ki,  yollar kapanır da eve gidemem telaşı yerine, nerede ise iki yıldır Ankara’ya uğramayan karın tadını çıkaran insanlarla doluydu. Öyle ki tanımadığımız insanlara kar topu atıp, bu vesile ile tanışıp, birlikte karın altında son biraları içip, üzerine de evlere yollandık.

Sabah kalktım pencereden dışarı baktım. Sitenin çocukları ve anne babaları gece başladıkları kar topu savaşının yerini  kardan adam yapma yarışı almıştı. Efendim şu anda sitemizin farklı noktalarında farklı kardan adamlar var. Ben en çok bunu beğendim 🙂

Bunu görünce, bundan nerede ise 10 yıl önce Ayrancı Adile Naşit Parkında yaptığımız kardan kadını hatırladım. Sanırım o zamandan bu zamana ben bir daha kardan adam-kadın yapmadım. Az daha düşününce,  kardan kadının göğüslerini yaparken yanımızdan geçen evli ve çocuklu bir çiftin, kadın olanının bize cık cık diye söylendiğini hatırladım. Hatta biz kardan kadınımızı parkta yalnız bıraktığımız ilk  yarım saat içerisinde şehir magandaları tarafından yok edildiğini hatırladım…

Hadi yine kardan adam yapalım, ama onu yalnız bırakmayıp, yanına bir de kardan kadın konduralım 🙂

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: