Yeniden Rahmi Koç Müzesi, Yeniden Divan Brasserie ve Jale Kudatgobilik Zeugma-Köprü Sergisi

Bu haftasonu bizim için oldukça yoğun, yorucu ve eğlenceli geçen bir gün oldu. Sadece Cumartesi gününe bile o kadar çok şey sığdırdık ki, bir yazıda anlatmak  çokkkkkk uzun bir yazı yazmama neden olacağı için parça parça anlatıp hem sizi sıkmamaya, hem de kendimi yormamaya karar verdim.

Rahmi Koç Müzesine  daha önce de Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar sergisi için gidip hem sergi hem de müze gezimizin ardından ardından Divan Brasseri’de tatlı kahve keyfi yapmıştık. Bu defa aslında doğrudan yemek yemek için oradaydık ancak hoş bir tesadüfle bu tesadüften de hoş bir sergiye denk geldik.

O kadar acıkmış olmamıza karşın bu defa bitirmeden yemeklerin resmini çekebilmeyi başardım. Şöyle söyleyeyim. Bu adamlar işlerini gerçekten çok iyi biliyorlar. Bence servis, sunum, mekan ve lezzet açısından Çengelhan Divan Brasserie gerçekten olağanüstü bir restoran. Trilye ve Balıkçıköyle birlikte benim Ankara’da gitmekten en çok zevk aldığım yerler arasında kesinlikle ilk üçte.

Önce bir çorba söyledik… Çorbayı söyler söylemez, masaya fırından yeni çıkmış ekmek ve ağızda eriyen bir çeşit İtalyan yoğurdu geldi. Yüğut diyorum ama görünümü tereyağı aslında. Ben yediğime içtiğime dikkat ettiğim bir dönemde olduğum için bu güzelim ikiliye dokunamadım. Ancak gerek ekmek gerekse adını bir dahaki seferde daha sıkı sıkıya soracağım İtalyan yoğurdu Adam’dan tam not aldı.

Arkasından gelen ıspanak çorbası bu tabaklarda ve üzerinde bir de bakır kapak kapalı olarak geldi. Tadı nefisti ve en azından benim kazınan mideme çok iyi geldi. İçinde ıspanağın yanında patates, havuç ve süt olduğunu güleryüzlü garsonumuzdan öğrendik.

Salata olarak Çengelhan’ın özel salatasını istedik. Gavurdağ salatasını andıran bu salata yeşil soğan, domates, salatalık, ceviz,  fesleğen ve taze nane ve çok kararında hazırlanmış bir  nar ekşisi, zeytin yağı, limon sosuyla beni mest etti.

Ardından ana yemeklerimiz geldi. Benim yanında nefis bir ıspanak püresiyle birlikte servis edilen mütevazi bonfilemin yanında Adamın sipariş verdiği maalesef adını şu anda hatırlayamadığım ancak asma yapraklarına sarılmış, bulgurlu köftelerin üzerine yoğurt ve domatesli sos dökülmüş şu aşağıda görmüş olduğunuz yemek beni benden aldı…

Bu kadar güzel bir yemeğin üzerine gezdiğim Jale Kudatgobilik Zeugma Köprü sergisi ise tam tatlı yerine geçti. Maalesef sular altında kalanve kurtarılabilen parçalarının hepsi Gaziantep Arkeoloji Müzesine taşınan Zeugma’nın mozaiklerini asıllarına sadık kalarak resmeden  Jale Hanım çok iyi bir iş başarmış. Özel bir ışıkla aydınlatılan resimler nerede ise gerçekleri kadar göz alıcılar. 

Sergide bir de ufak havuz kurulmuş, resimlerden biri bu havuzun içerisine yerleştirilmiş ve su ve ışık efektleri ile desteklenerek Zeugmanın bir maketi yapılmış. İnsan fonda çalan müzikle birlikte gerçekten de kendini antik çağlarda Zeugma’da hissediyor.

Esasen  İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı içinde yer alan  “ZEUGMA / KÖPRÜ”  sergisi İstanbul’dan sonra Ankara’ya konuk oluyormuş. Ne tesadüftür ki, biz Çengelhan’a uğramadan tam bir gün önce,   17 Eylül 2010  Cuma günü açılışı yapılmış. Sergi 7 Ekim tarihine kadar Ankara’da kalacak. Eğer fırsatınız varsa uğrayın sergiyi gezin, görmedi iseniz, Rahmi Koç Müzesini de gezin ve yine fırsatınız olursa Çengelhan Divan’ı da keşfedin.

Reklamlar

Hakkında Epicurious
Épice kelimesi Fransızca baharat manasına gelir. Baharat hayatın tadı tuzudur. Rengarenktir, lezzetlidir, insanı farklı çağlara, farklı diyarlara götürür. Epicure ya da Türkçe söylemek gerekirse Epikuros, İ.Ö. 300 yıllarında Atina’da bir felsefe okulu kuran filozoftur. Mutluluğa giden yolu aramıştır. Hayattan alınan hazın kaynağının ise en üstün iyilik olduğunu söyler. Genelde gününü gün eden haz dışında bir şey düşünmeyen insanlara Epikurosçu denir. Ama bu bir yanılgıdır. Epikurosa göre en büyük mutluluk kaynağı ruh dinginliğidir. Curious ise meraklıdır…. Araştırır, okur, didikler, sorgular… Epicurious bu üç kelimeyi birleştiren bir kelime oyunudur. Bu bloğun yazarı ise bu üç kelimede de kendinden birşeyler bulur.

2 Responses to Yeniden Rahmi Koç Müzesi, Yeniden Divan Brasserie ve Jale Kudatgobilik Zeugma-Köprü Sergisi

  1. Can Sezgin says:

    Rahhmi Koç müzesi ve Çengelhan Brasserie ile ilgili nazik yorumlarda bulunan okurunuza Divan Ankara adına teşekkür etmek istemiştim.
    Saygılar
    Can Sezgin
    Divan Ankara

  2. Epicurious says:

    Can bey, öncelikle rica ederim. Sayısı oldukça az olan tarihe, kültür ve sanata duyarlı olan profesyonel işletmelerin daha geniş kitlelere duyurulması önemli diye düşünüyorum. Zira işletmeniz Ankara için büyük bir açığı kapatıyor.

    Bu tip işletmelerin sayısının artması dileğiyle size başarılar diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: