Ankara Sulu Han-Ulus

Sıhhiye’den aşağısına geçmeye karar verdiğimden beri eski Ankara ile ilgili bulduğum her şeyi okuyorum. Tarih, mimari, şehir plancılığı iç içe geçmiş yazılarda bunca yıldır yaşayıp da aslında pek de tanımadığım Ankara ile bir kere daha tanışıyoruz. Okuduktan sonra genelde içimi garip bir hüzün kaplıyor.  Sebebi, pek çok tarihi yapıyı modernleşme, kentleşme adına yıkmış olmamızdan kaynaklanıyor.  Oysaki daha iyi yönetilmiş bir şehir planlaması ile bugün Avrupa ülkelerinde gezerken bayıldığımız, takdir ettiğimiz eski şehir –old town- kavramı Ankara için de daha içi dolu bir imge yaratacaktı zihinlerimizde.

Hititlerin Batı Anadolu seferlerinde ön karakol olarak kullandıkları, Gordiyon’u başkent edinen Frigyalılara ev sahipliği yapmış, Roma İmparatorluğu döneminde parlak günler yaşamış, gladyatör oyunlarına ve av şenliklerinin en uzun sürdüğü şehir olarak göze batmış, daha sonra Bizans yönetiminde kalmış, Anadolu Selçuklu zamanında uç beyliği olarak görev yapmış, I. Murat zamanında ise Osmanlı yönetimine girmiş bir şehir Ankara. Yani Anadolu topraklarının hemen her köşesi gibi uzun ve köklü bir tarihe sahip. Ancak maalesef, bu tarihi zenginliği korumak adına çok da bir şey yapılamamış, Osmanlı eserlerinin yanı sıra Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yapılan pek çok yapının bile korunamadığını, yangınlar sebebiyle önce harap olup sonra yıkılarak yerlerine yeni iş merkezlerinin, kamu binalarının yapılmış olması gerçekten de iç acıtıcı.

Daha fazla moralimizi bozmadan, bu sefer Osmanlı dönemi Ankarasının ticaret hayatı ve ayakta kalmış ve günümüze ulaşmış iki Hanından bahsedeceğim. Benim için yeni mekânlar ama aslında Ankara için çok eskiler. Osmanlı döneminde Ankara şehir merkezinde sayıları 20’yi bulan şehir hanından,  Çengel Han, Sulu Han ve Pirinç Han bu hanlardan günümüze kalan sadece üçü.  Çengel Han ziyaretimizi daha önceki bir yazıda yazdığım artık tekrar bahsetmeyeceğim.

Önce Sulu Han’dan başlıyoruz.  Sulu Han Ulus Hali’nin tam karşısında. Ankara’nın geleneksel çarşılarının en büyüğü. 102 oda ve iki avludan oluşuyor.  Hanın avlularından birinde kare planlı bir de Köşk Mescidi bulunuyor. Ankara tarihi hakkında çok güzel yazılar yazan Prof. Dr. Mehmet Tunçer, şimdiki Karum, Migros, Armada ne ise Sulu Han da Osmanlı döneminde o kadar önemli bir ticaret merkezi idi diyor.

 Fotoğraf: Abdülkerim Erdoğan, Osmanlı’da Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sf.117.

Fotoğraf: Abdülkerim Erdoğan  Osmanlı’da Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sf.118.

Yapım tarihi ile ilgili olarak net bir bilgi olmamakla birlikte, Hasan Paşa tarafından 1511 tarihinden önce yapıldığı, Osmanlı döneminde kahve ve iplik ticaretinin merkezi olduğu biliniyor.

1929 yılında Tahtakale yangını diye bilinen yangından sonra büyük tahribata uğramış. Bir ara sebze hali olarak kullanılmış daha sonra ise kimsesizlerin kaldığı bir harabe haline gelmiş. 1940’lı yıllarda hanın çoğu yıkık hale gelmiş. Zamanla sadece dış duvarları ayakta kalınca; 1969 yılında yıkılarak iş hanı yapılması düşünülmüş ancak isabetli bir kararla bundan vazgeçilmiş. Sulu Han 1984 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun şekilde restore edilerek, bugünkü görünümüne kavuşturulmuş.

Fotoğraf: Vakıflar Genel Müdürlüğü,  Osmanlı’da Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sf.116.

Bu kadar tarihçeden sonra gelelim benim gözlemlerime. Suluhan’a girince yorulan ayaklarımızı dinlendirmek için hemen Köşk Mescid’in yanı başındaki kahvelerden birine oturduk. Birer çay söyleyip etrafı süzmeye başladık. Alt katta plastik çiçekler satan dükkânlar çoğunluktaydı.

Çayları bitirip de yukarı kata çıktığımızda ilk gözümüze çarpan Suluhan Sanat Evi oldu. Burada hafta sonları ebru kursları düzenleyen ebru öğretmeni Sevim Sağdıç ve öğrencisi ile tanıştık. Ufak bir atölye ama duvarlarda bildiğimiz lale, sümbül, gül desenlerinden çok farklı desenlerin süslediği ebrular vardı. Ben özellikle kuşlu ebruları çok beğendim.  Hafta sonu kurs alabildiğiniz gibi beğendiğiniz ebruları satın alabilme şansınız da var. Sevim Hanımın bir de facebook sayfası var. Ayrıca ders ya da ebru satın almak isteyenler için telefon numaraları da 0312 215 58 97-0533 571 63 00.

Sohbet ederken Sevim hanımın öğrencisinin yanıbaşımızda yapıverdiği ebruyu da resimlemiş olduk.

Baktık zaman geçiyor bizim yolumuz da uzun, Sevim hanıma hoşçakal diyerek  Handa dolaşmaya devam ettik. Bu defa önümüze boncukçular çıktı. Daldığımız bir boncukçuda sanırım en az 1 saat geçirdik.  Boncukçu dediğime bakmayın, çünkü  renk renk doğal taşlar, firuzeler, mercanlar, sedefler, nazar boncukları, metal aksesuarlar da dizi dizi kutularda önünüzde sıralanıyor…

Girdiğimiz dükkan benim içimdeki daha önce kendini hiç belli etmeyen tasarımcı ruhu ortaya çıkarmış olmalı ki şu aşağıda gördüğünüz bileziği oluşturan parçaları seçip, dükkan sahibi bayandan birleştirmesini rica ettim. Bence sonuç hiç fena değil 🙂 

Tabi ilk ortaya çıkan tasarım çok hoşuma gidince bir torba boncuğu ne olduğunu anlamadan alıp çantama atmış oldum.

Doğruyu söylemek gerekirse, bu kısa Suluhan ziyareti beni kesmedi.  Tüm dükkanları incelemek, Hanın duvarlarını, dükkanlarını daha dikkatle süzebilmek için biraz daha fazla zamana ihtiyacım var. Ebru dersi almasam da Sevim hanımın kuş figürlü ebrularından alasım var. Renk renk boncuktan kolyeler, bilezikler yapıp sevdiklerime dağıtasım var. 🙂

Kaynakça:  Osmanlı’da Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Tarihi ve Kültürü Dizisi, 2008

Reklamlar

3 thoughts on “Ankara Sulu Han-Ulus

Add yours

  1. Ankara tarih turu için teşekkürler.Çok merak ettiğim ama bir türlü gidemediğim bir yer var,belki sen gidersin.Cinnah caddesinin bir arka sokağında,A.Ayrancı Rus büyükelçiliği tarafından girildiğinde yukarı çıkarken tarihi bir ev vardır.Eski Ankara resimlerinde bu evi gördüğümü hatırlarım.Tabi o zamanlar etrafı ormanmış!!Atatürk Çankaya köşkünden bu eve atıyla kahve içmeye gelirmiş.İyi bir yazı konusu olabilir.

  2. O evi biliyorum. Rus Büyükelçiliğinden girip sola doğru kıvrılan yokuşu çıkarken. Bir üstünde Kuşkondu sokak var hatta. İşin açıkçası orayı hep görüp ne olduğunu merak ederdim. Demek Atatürk’ün gelip kahve içtiği bir yermiş orası. Gerçekten hiç bilmiyordum. Araştıracağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: