Journey Cihangir

Şöyle bir bakıyorum da blogdaki Cihangir yazıları arttıkça artıyor. Her ne kadar yaşamak için çok tercih etmesem de lezzetli yemekler yiyebileceğiniz bir sürü mekana ev sahipliği yapıyor bu semt. Şimdiye kadar iki kez gittiğimiz bir mekanla karşınızdayım bu defa. Journey Cihangir. Akarsu Caddesinin sağ kanadında en sondaki mekan oluyor kendileri.  Bence çok lezzetli bir yer. Özellikle organik konusuna takıntılı iseniz gerçekten de size uygun bir yer diyebilirim burası.

İlk gittiğimizde kahvaltı etmiştik Journey’de o civarda epeyce zaman geçiren Ozzy’nin tavsiyesiyle. Çeşit çeşit kahvaltı tabağı, ekmek üstü lezzetler, tostlar, yumurtalar var.  Bizim seçtiğimiz 1 numaralı kahvaltı tabağında benim balık ekmek yani  yumurtalı ekmek var.

Journey KahvaltıBu kahvaltıdan gayet doymuş ve keyifli kalktık. Bu hafta içi bir akşam epeydir görmediğim bir arkadaşımla burada buluştuk. Akşam yemeği zamanı yaklaşıyordu o yüzden öncelikle karın doyurmak lazımdı. Menüden güzel bir et seçtim kendime ve bakın ne geldi önüme.

Journey Cihangir

Journey CihangirKalın mı kalın bir biftek, sulu mu sulu. Yanındaki sebzeler leziz mi leziz. Hatta o sebzelerin bir de suyu var nefis.

Journey CihangirGerçekten de nefisti. Gece kokteyllerle devam etti. yanına getirdikleri kabuklu badem de cabası. Ben passion fruit caipiroska’nın delisi oldum.

Journey CihangirŞu aşağıda gördüğünüz manzaraya karşı da yudumladım.

CihangirBiz Journey’i sevdik. Fiyat olarak bir cafe standardından tuzlu olsa da gitmeye ve diğer lezzetlerini denemeye devam edeceğiz. Yeni bir Cihangir mekanında tez zamanda buluşmak dileğiyle…

Kirpi Cafe- Koşuyolu

Nerede ise tam bir yıl oldu ben Koşuyolu’na taşınalı. Sakin, caddeleri geniş, yeşili bol, kedilerle dolu bir semt burası. Üsküdar’a, Kadıköy’e ve birinci köprüye çok yakın. Bahar geldiğinde apartmanların, müstakil evlerin bahçelerinden binbir mis çiçek kokusunun saçıldığı bir semt. Adam’ın çok sevdiği Cihangir’in aksine kalabalığı az, keşmekeşten uzak ancak bu kadar sakin bir semte kıyasla pek çok kafeye, pastaneye ev sahipliği yapan bir semt.  

Bana hem Ankara’yı hatırlatıyor, hem de İstanbul’u unutturmuyor o yüzden seviyorum sanırım. Köşebaşındaki Starbucks’ından, her geçen gün açılan yeni restoranları ve evcil hayvanlarıyla, irili ufaklı parklarında gezinen insanlarına kadar  seviyorum burayı. Pazar günleri semt pazarı burnumuzun dibinde kuruluyor. Hayatımda bu kadar temiz, huzurlu bir pazar yeri de görmedim ben. Meyvenin sebzenin en tazesi, dizi dizi tek bir sokak üzerine kurulan bu pazarda. Hani öyle ki sabah erken kalkıp, pazara koşar adım gidip, körpecik biberleri, domatesleri alıp, evde mükellef kahvaltılar hazırlamak mümkün. Pastaneleri börekleri ve poaçalarıyla ünlü, birinin zeytinli açmasına hastayım, diğerinin kıymalı kol böreğine. Kahvaltıya destek çıksın istiyorsanız, uğrayın canınız hangisini çekerse toplayın gelin eve.

Neyse Koşuyolu’na bu kadar övgüden sonra gelelim kahvaltıya, Kirpi Cafe’ye. Anadolu yakasında 4 şubesi olan Kirpi’nin sadece Koşuyolu’ndaki şubesine gittim şimdiye kadar. Kocaman bir bahçesi var. Şimdiye kadar hiç içeride oturmadım, hep dışarıdaydım. Kış aylarında müsterilerini üşütmeden dışarıda oturtabilecek güzel bir ısıtma sistemi kurmuşlar. Tek sıkıntısı aşırı kalabalıkta servisin yavaşlaması. Bu da genelde pazar kahvaltılarının tadını bir nebze kaçırabiliyor. Neyse biz genelde şanslıydık, zaten vaktimiz rahattı çok sıkıntı yapmadık.

DSC_0018 2-002
IMG_8191

Kirpinin kahvaltı menüsü klasik şekilde kahvaltı tabakları, tostlar ve yumurtalardan oluşuyor. Açık büfe konsepti burada yok. kahvaltı tabağının yanında tahin pekmez, bal kaymak ayrıca ve kocaman porsiyonlarla geliyor.

Kirpi Cafe Koşuyolu

Ben bunların hiçbirine dokunmadığım için genelde kahvaltı tabağı söylemek yerine menemen ve tost istiyorum. Menemeni kocaman bir porsiyon, sofraya gelen simitlerle birlikte nefis gidiyor.

Kirpi Cafe Koşuyolu

Tostlarından içi zeytin ezmeli, beyaz peynirli olana ben bayılıyorum. Kirpi Cafe Koşuyolu

Omleti de epeyce büyük bir posiyonda sunuyorlar…

IMG_8193

Koşuyolu Kirpi

Olur da bir gün yolunuz düşerse bu tarafa aklınızda olsun Kirpi Cafe. Deniz manzarası yok ancak gerçekten sakin ve huzurlu bir havası var.  Ayrıca yemeklerinin ve tatlıları da gayet leziz. Denemeye değer. 

Rose Marine – Cihangir: Sabah’ın en heyecan verici sorusu: Kahvaltıda ne var?

clippoohlayingPiglet, Pooh’a sormuş sabah uyandığında kendine ilk sorduğun şey nedir?

Pooh kahvaltıda ne var diye sorarım sen ne sorarsın demiş Piglet’e.

Piglet ben bugün heyecan verici ne olacak acaba diye merak ederim diye yanıtlamış.

Pooh kafasını sallamış ve ikisi aynı şey zaten demiş. :)

Kahvaltıya tek düşkün biz değiliz ya… Hazır yarın Pazar, ben bu akşam ve yarın sabah için değişik bir plan arayışı içerisindeyken geçen haftaki pazar kalhvaltısını yazayım istedim.

Adam Cihangir’e aşık. Orada oturuyor zaten. O yüzden  vaktimizin büyük çoğunluğu bu semt sınırlarında geçiyor. Benim İstanbul’a ilk taşındığımda yaşadığım kahvaltı mutlaka boğazda edilir takıntım da geçtiği için artık sahilden uzak mekanlara da adım atabiliyoruz. Kim bilir belki de sadece kış etkisidir bu. Boğazdan vazgeçilir mi yoksa canım.

Neyse lafı uzatmadan geçen Pazar günü Cookpoint’te kahvaltı etmeyi planlayıp sonra kapalı olduğunu görünce, rastgele mekanlardan birine dalmaya karar verdik. Bir iki yere baktıktan sonra Rose Marine’e daldık. Önce arka bahçesine oturduk. Geniş, ferah, ışıl ışıl bir arkabahçe ya da dilerseniz kış bahçesi. Sakin mi sakin. Masalar üstüste değil.

Rose Marine Cihangir

Keyfimiz çok yerindeydi ki 10 çocuklu birlikte bir doğumgünü partisinin başlamak üzere olduğunu farkedince cadde tarafında sokak manzaralı ama sakin bir masaya geçmeyi tercih ettik. Ama her hafta sonu doğumgünü yok ya o yüzden bu bahçeyi aklımızın bir köşesine not ettik.

Her zamanki gibi bir kahvaltı tabağı söyledik yanına da bir yumurta. Ben menemeni  çok beğendim. Izgara sucuklar da nefisti.

Rose Marine Cihangir

Rose Marine Cihangir

rose marine cihangir

Siz yarın sabah ne yapıyorsunuz? Var mı önerileriniz,  ya da güzel kahvaltı tarifleriniz?

Ankara’da bir hafta…

Haftasonlarımız tüm hızı ile devam ederken bu haftayı istisna tutup evde oturmaya ve daha evcil işlerle uğraşmaya karar verdim. Öyle ki koşturmacayla geçen 5 günlük Ankara ziyaretinin ardından, bu sabah saat 8.30′da Herdem’e kapıyı açmayı başarıp, evin temizliğine yardım edip, üstüne market alışverişi yaptıktan sonra öyle bir tuş olmuşum ki, çöpü çıkarmak için kapıyı açtığımda kapının önünde duran 17 litrelik su damacanasını görünce, uykumun ne kadar derin olduğunu bir kez daha anladım! Demek ki bundan sonra su siparişi verilip uykuya yatılmayacak.

İstanbul beni güzel bir nem ile karşıladı yine. Sıcağı anlıyorum ama bu neme cidden alışamıyorum ben. Her giydiğimin sırılsıklam olmasını geçtim, iç ve dış ortamlar arasındaki klimadan kaynaklı sıcaklık farklı hepimizi yaz ortasında hasta edip yatağa üşürecek cinsten. Oysa Ankara öyle mi? Evet, gündüz vakti orası da yanıyor, ama akşamları insanı ürperterek esen rüzgar bu defa beni Ankara’ya aşık etti. Ne güzelmiş püfür püfür uyumak, akşam serinliğinde biraları yuvarlamak…

Şimdi İstanbul maceralarımıza biraz ara vererek Ankara’dan havadisler verelim…

Ankara büyük bir kazı alanına dönüşmüş bu sıralar. Ne zamandır devam ettiğini bilmediğim Hoşdere Caddesindeki çalışmalar hayatımı kararttı desem azdır. Özellikle de sürekli dışarıda oradan oraya gezinmem gerekince bu kazı ve inşaat olayının şehrin çeşitli yerlerinde devam ettiğini gördüm.  Caddelerin bazen araç trafiğine açık, bazen kapalı olması ve neye göre ne zaman açılıp kapandığının belli olmaması da beni epeyce zorladı. Sürekli dışarıda yemek yemek zorunda kalınca, epeyce bir Ankara mekanını da yeniden ziyaret etmiş oldum.

SushiCo

İlk akşam Sushico da bir yemek yedik ve bana sanki sushico günden güne kaliteyi bozuyor gibi geldi… Birlikte yemek yediğim arkadaşım sıkı bir Sushico hayranı olmasa büyük ihtimalle ben tercihimi başka bir restorandan yana kullanırdım diye düşünüyorum ama kısmet olmadı.

Kebap 44

Bir başka akşam yemeğini yıllar boyunca önünden geçip de içine hiç girmeyi nedense aklıma getirmediğim Kebap 44′te yedim. Amerikan Büyükelçiliği’nin hemen yanı başındaki bu kebapçıya daha fazla ilgi  göstermek gerekmiş aslında. Kıymalı pide porsiyonu Kebap 49′u aratmayacak kadar büyüktü, üstüne yarımşar porsiyon ikram ettikleri kuzu şiş de gerçekten çok lezzetliydi. Mekan saat 10′da kapanıyor bilginiz olsun ancak yemekten sonra getirdikleri karpuz ve Türk kahvesi de ciddn bu yemek için güzel bir final oldu.

Yelken Kulübü

Ankara’da Yelken Kulübü olur mu? Olurmuş meğer. Ben de şaşkınım. Sadece üyelerine değil dışarıdan gelen misafirlere de açık bir işletme burası.  Ankara’nın bozkırlarına bakan terasında leziz deniz ürünleri ile güzel bir akşam geçirmek isterseniz bir deneyin derim. Facebook sayfaları da var. Adres ve irtibat bilgilerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

James Cook

Bizim çok severek gittiğimiz publardan biridir James Cook. Ancak bu defa istediğimiz atıştırmalıklara patatesi biraz fazla dayamışlar gibi geldi. Bizim orada olduğumuz gece maç yayını nedeniyle epey kalabalıktı ama servis her zamanki gibi iyiydi.

Pilavcı Bekir Usta

Bizim geçen yıl kıştan bu yana müdavimi olduğumuz ve ne zaman Bestekar Sokak, Tunalı civarındaki mekanları şenlendiriyor olsak, içki sonrası mutlaka uğradığımız bir adres Bekir Usta. Tam Bestekar Sokakla, Bülten Sokak’ın kesiştiği yerde Kebap 49′un önünde gece yarısına doğru bulabilirsiniz kendisini. İddia ediyorum böyle pilav İstanbul’da yok! İstanbul’lu tavuk pilavcıları alınmasın bana. Saatler gece yarısına yaklaşırken İstiklal Caddesinde satılan pilav nohutlar bırakın Bekir usta’nın pilvının eline su dökmeyi yanından geçemez. Hala yemedi iseniz çok şey kaçırıyorsunuz. Piavı ayrı güzel, nohutu ayrı, tavuk eti ayrı, turşusu apayrı….

Cafemiz

Yıllardır Cafemiz’e gitmiyordum..  Üniversite yıllarımızın çok büyük bir çoğunluğu haftalık Cafemiz ziyaretleri ile geçti ancak belki de seçenek arttığı için daha sonrasında o kadar sık gitmez olduk Ankara’nınbu güzel kafesine.  Sanki yılların acısını çıkarırcasına hem bir akşam tatlı- kahvesi hem de bir sabah kahvaltısı için 2 kez uğradım bu hafta Cafemiz’e. Kahvenin sunumu, tadı, telvesi yerinde, yanındaki damla sakızlı dondurma şahane. Kahvaltı da ise beni kırmayıp, sahanda yumurta yerine menemen ikram ettiler. Çok keyifliydi.

 

 

Big Chefs- İran Caddesi

Big Chefs ne zaman İran Caddesine taşındı bilmiyorum. Daha önce hep akşam yemekleri için gitmiştim, Çayyolu ve Çukurambar’daki şubelerine ise Brunch’a gitmiştim. Sabah kahvaltısı  bence vasatın altındaydı… Aslında hiç konduramadım kendilerine hatta yanında getirdikleri tostun ekmeğini çok garipsedim… Kahvaltıdan sonra söylediğim limonata nefisti… O kadar da büyüktü ki bitiremedim.

Son olarak size bir de müjde vereyim. Bizim müdavimi olduğumuz TekTekçi  Alaçatı’dan sonra Ankara’ya da açılıyor… Açıldığında ihmal etmeyin nedeyin… Bahse giriyorum seveceksiniz :)

Radika Restaurant-Koşuyolu, İstanbul

Radika Koşuyolu’nda bir Ege restoranı. Daha önce akşam yemeği için gittiğimizde sabah kahvaltı servisi verildiğini öğrenince bir daha ziyaret etmek farz oldu bizim için. Yoğun bir gece eğlencesinin ardından güneşin açtığı bir Pazar sabahı düştük yollara. Girdik Radika’nın kapısından içeri.

Kapıdan girişte bizi bir zeytin ağacı karşılıyor. Öyle ki sanki size açık havada kahvaltı yapıyormuşsunuz hissini veriyor. 

Radika’da serpme kahvaltı servis ediliyor. 4 çeşit peynir, siyah ve yeşil zeytin, sucuk ızgara, Girit böreği ve taze otlu omletin yanında bal kaymak ve iki çeşit reçel kendinizden geçmenize yetiyor.

Reçellerden biri domates reçeli, diğeri siyah üzüm reçeli… Domates reçeline daha önce Bozcaada’da rastlamıştık ancak siyah üzüm reçelini hiç tatmamıştık şimdiye kadar. Pekmezle reçel arası bir tadı var siyah üzüm reçelinin ve tadı gerçekten şahane. Garsona bu reçelleri satıyor musunuz dediğimde satıyoruz diyor. Giderken hesapla birlikte bir kavanoz da reçel istiyoruz böylece.

Radika bizim evimize çok yakın. Hem akşam yemekleri için hem de sabah kahvaltılarında buraya çok uğrayacağız gibi duruyor. Biliyorum aynı kahvaltıları hatta daha da iyilerini evde de hazırlamak mümkün. Ancak, yorgunsanız ve zaten bütün haftayı evde geçirdi iseniz haftasonunda kendinizi şımartmak için böyle bir değişiklik yapmaya değer. Başka mekanlarda buluşmak üzere :)

Tatilin sonuna doğru: sabah kahvaltıları

9 günlük tatil geçti de bitiyor nerede ise.. Benim için biraz gezi, biraz dizi, biraz film izleyerek geçti. Havanın hepimize geçtiği torpil sayesinde şahane sabah kahvaltıları yaptım… Açık büfe değil, 40 çeşit yok, ama güneş var, zevkle hazırlanmış bir kahvaltı tabağı var, güzel müzik var, e daha ne olsun? Her sabah kahvaltım lütfen böyle olsun :)

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 113 takipçiye katılın